Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi
Avukatlık Kanunu’nda 2001 yılında yapılan değişiklikle mevzuatımıza giren “uzlaşma sağlama” (Av. K. m. 35/A) avukatlık hukukunda bu güne kadar bir uygulama sorunu olarak varlığını korumuş, özellikle Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı gündeme geldiğinde hiç olmadığı kadar popüler olmuştu. Arabuluculuk kurumunun avukatlık üzerindeki muhtemel etkilerini içgüdüsel olarak sezen avukatlar, can havliyle kuruma karşı çıkma ve gereksizliğini ispat etme çabasına girişmişlerdi. Bunu yaparken arabuluculuk konusunda zaten bilgili ve yetenekli olduklarını da ifade etmeleri gerekiyordu.
Devamını oku hakkındaAvukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi …
Son arama kelimeleri:
- https://www samildemir av tr/avukat/ankara-barosu/
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanarak, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü tarafından TBMM’ne sevk edilen “Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Alternatif uyuşmazlık çözümü (ADR) doktrininde avukatların arabuluculuktaki rolleri çoğunlukla karikatürize edilmekte ve avukatlar arabuluculuk ve uzlaşmadan hoşlanmayan, gereğinde arabuluculuk sürecini tıkamak ve zorlaştırmak için pek çok taktiği ustalıkla kullanan, dava yoluna gitmek için can atan taraf olarak tasvir edilmektedir. Bu tasvirin çoğunlukla mahkeme dışı çözüm yolları hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan ve direnç gösteren meslek kesimleri ile ilgili olarak bir ölçüde haklı yönleri olsa da avukatlık gibi değişime devamlı ayak uydurmak zorunda olan bir mesleğin mensuplarının ılımlı ve bu yolları kullanmaya yatkın oldukları gözlenmektedir.
Sayısının fazla olduğuna inandığımız hukuk fakülteleri sayesinde ülkemizdeki hukukçu sayısı 10 yıl öncesine göre neredeyse ikiye katlanmış durumda. Bu durum sadece hukukçular için değil, eczacılar, veterinerler, diş hekimleri için de geçerli. Bizim gibi bu meslek mensupları ve onların birlikleri de fakülte ve mezun sayısındaki artışın hizmet fiyatlarını maliyet fiyatlarının altına çektiği, buna rağmen sunulan hizmete yeterince talebin olmadığından şikayetçiler. Aksi görüş sahibi akademisyenler, itirazların neredeyse tamamının aynı olmasını ve bu itirazların dillendirilmesinin hiçbir şeyi değiştirmemesini doğruluk payının da olmadığı şeklinde yorumluyorlar. Evet, ama ileri sürülen itirazlar müktedir olanlarca dikkate alınmıyor ve yine itiraz sahiplerinin durumu değiştirecek güçlerinin olmaması onları haksız kılmıyor! Olaya çok yukarılardan baktığını iddia edenler, içinde yaşamadıkları ve hiçbir zaman hissedemeyecekleri piyasanın durumu nedeniyle yükselen feryatları, küçük hesap ve pasta paylaşımı kavgası olarak nitelemekteler. Ama “rekabet etsinler, çalışsınlar, kendilerini yetiştirsinler” diye ahkam kestikleri mesleği, icra etmeye yürekleri hiçbir zaman yetmez.