İzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davalarında bazı bozma nedenleri

İzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davalarında bazı bozma nedenleri

Davada Taraf Teşkili Açısından

Ortaklığın giderilmesi davasında tapu paydaşları sağ ise kendilerinin, ölmüş iseler ilgilisinden alınacak veraset belgesine göre tüm mirasçılarının davada yer alması gerekir. Miras bırakan ve tüm mirasçıların nüfus kayıt bilgileri ve adresleri araştırılmalı, bu bilgilerin elde edilebilmesi için bütün yollar tüketilmelidir. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Bu yapılmadan dosyada bulunan güncel olmayan veraset ilamı üzerinde hüküm kurulması mümkün değildir[1]. Taşınmaz üzerinde intifa hakkı bulunması halinde bu hak sahibinin de davaya dâhil edilmesi zorunludur.  İntifa hakkı sahibinin usulüne uygun şekilde davaya katılması sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulması bozma nedenidir[2].

Devamını oku hakkındaİzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davalarında bazı bozma nedenleri

Son arama kelimeleri:

  • ortaklığın giderilmesi davası
  • izale i şuyu satış iptali
  • izaleyi şuyu
  • ortakligin giderilmesi
  • izale i şuyu
  • izale i suyu davası
  • izaleyi şuyu davası
  • izaleyi suyu neye hangi şartlarda gidilir
  • izale
  • izalei şuyu
Türkiye ‘de Yatırım Ortaklıkları

Türkiye ‘de Yatırım Ortaklıkları

GİRİŞ

Yatırım ortaklıklarının inceleneceği bu çalışmada aşağıdaki başlıklar ele alınacaktır:

  • Yatırım ortaklıklarının tanımı, kısa tarihçesi
  • Yatırım ortaklıklarının işlevleri ve kuruluş şartları
  • Yatırım ortaklıklarının yönetim ilkeleri ve yapamayacakları işler
  • Yatırım ortaklıklarının kar dağıtımı ve bilgilendirme zorunluluğu

Gelecek kaygısıyla saklanan değerler, ticari kazançlar ve birikimler gerek değerlerinin korunması gerekse işletilmeleri suretiyle yeni değerler yaratılması ihtiyacı, yatırım yapmanın da gerekliliğini doğurmuştur. İnsanlar ve tüzel kişilikler tercihlerine göre gayrimenkule, devlet veya özel şirket tahvillerine, kıymetli madenlere, hisse senetlerine yatırım yapabilmektedirler. Ancak bu yatırım araçlarının her birindeki kendine özgü riskler ve piyasalardaki dönemsel dalgalanmalar yatırımın korunması için uzmanlaşmış kurumları ihtiyaç haline getirmiştir. Gerek birikim miktarının azlığı gerekse bu birikimi değerlendirme konusundaki bilgi eksikliği kişileri bu uzman kişi ve kurumlar aracılığı ile yatırım yapmaya yönlendirebilmektedir.
Küçük tasarruf sahiplerinin sermayelerinin uzman kişilerce riskin dağıtılması ilkesine uygun olarak değerlendirilmesi, bunların sermayelerini bir araya getirmeleri ile, yani müşterek yatırım ile sağlanmaya çalışılmaktadır[1].
Adı geçen bu müesseseler kendilerine emanet edilen sermaye ile uygun yatırım yapmakta ve aynı zamanda sermaye sahiplerini de toplam sermaye ve gelirine ortak etmektedirler[2].

Türk hukukunda yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları olarak karşımıza çıkan bu müesseselerin amaçları, yatırımcılardan toplanan paraların uzman portföy yöneticileri eliyle, azami gelir amaçlanarak, riskleri mümkün olduğunca dağıtılarak değerlendirilmesi olmakla birlikte, bu iki kurum, yatırımcılarıyla olan ilişkilerinin hukuki niteliği açısından farklılıklar arz ederler.

Devamını oku hakkındaTürkiye ‘de Yatırım Ortaklıkları