Hukuka mı yoksa birbirimize mi güvenmiyoruz?

Türk halkı birbirine güvenmiyor. Bunu gözlemlerime değil bilimsel araştırma sonuçlarına dayanarak söylüyorum. Türkiye, dünya ülkeleri arasında bireyler arası güvenin en düşük olduğu ülkelerden birisi. Buna göre Türkiye, 29 ülkede yapılan Dünya Değerler Araştırmasının son on yıllık döneminde sondan üçüncü sırada yer almakta. Bunun anlamı Türklerin yalnızca %8’inin diğer insanlara güvenmesi. Aynı araştırma kapsamında oran ABD’de %37, Avustralya’da %49, İsveç’te ise %63. Araştırma sonuçlarına göre Türkler sadece aile ve yakın çevrelerindeki bireylere güvenebilirken, İsveçliler ise ülkede yaşayanların yarısından fazlasına güveniyor, hatta kendi ailesi gibi görüyor. Aşağıdaki tabloda[1] “Kişiler Arası Güven” kalemi bakımından araştırmaya katılanların yüzde kaçının “çoğu insana güvenebilirim” dediği gösteriliyor.

kisiler-arasi-guven

İnsanların birbirine güvenip güvenmemesi ülkelerde ciddi ekonomik farklılıklara yol açıyor. Birbirine güvenen insanların yaşadığı ülkelerde öngörülebilirlik artar buna bağlı olarak da işlem maliyetleri düşerken iş yapmak kolaylaşıyor. Dolayısıyla kurumların verimliliği artıyor, yolsuzluk ise azalıyor. Ama konumuz bu değil. Yapılan araştırmalar birbirimize olan güvensizliğimizin nedenini birkaç başlıkta toplamayı sağlamıştır.

Kentleşmenin çok hızlı olması

Kırsal kesimden göç edip şehirlerde yaşamaya başlayan insanlar doğal yaşam alanlarından ayrıldıklarında, yeni yaşam alanlarına zamanla uyum sağlasalar bile etraflarındaki insanlara güvenmekte büyük zorluklar yaşıyorlar. Tekrar “Kişiler Arası Güven” araştırmasına dönersek Türkiye, yukarıdaki 29 ülke içinde, son 50 yılda Malezya ve Kore’den sonra en hızlı kentleşen üçüncü ülke konumunda. Bu durum kentleşme hızı ile güvenin arasındaki ters ilişkiyi gösteren birçok araştırma ile doğrulanıyor. Dolayısıyla Türk insanının birbirine güvenmesinin önündeki en büyük engel hızlı kentleşme olarak karşımıza çıkıyor. Bu ise konumuzdan öte bir sosyal politikalar birleşimi ile önüne geçilebilecek bir konu. Kentleşme hızını düşürmek ya da mümkün olduğunca azaltmak birbirimize güvenmemizi sağlayacağa benziyor.

Hukuka güvenin sağlanamaması

Bir ülkede kurallara uyma eğilimi arttıkça, mahkemeler etkin çalışmaya başladıkça, kötü niyet hukuk kuralları tarafından korunmadığı sürece, insanların birbirine duyduğu güven de artıyor. Öte yandan insanlar hukuka ve yargıya güvenmiyorsa bu yaptıkları sözleşmelere de güvenmemelerine neden oluyor. Türkiye araştırmaya konu 29 ülke içinde, hukukun üstünlüğü endeksinde 0,46 ile Mısır’dan sonra en düşük değere sahip. Ancak mükemmel hukuk kuralları yazmak ve en iyi ve büyük adliyelere sahip olmak birbirine güvenmeyen ve geleceğini buna göre planlayan insanların davranışlarını değiştirmede yeterli değildir. Hukuka güven bu yönüyle insanların birbirine güvenine endeksli olsa da hukuka ve dolayısıyla yargıya güvenin artması, sağlayacağı dolaylı etki nedeniyle kişiler arası güvenin gelişmesine de yardımcı olabilir.

Gelir dağılımının bozuk olması

Kişiler arası güven ülkedeki gelir dağılımı bozuldukça azalıyor. Türkiye gelir dağılımı bakımından araştırmaya konu 29 ülke içinde ortalama bir değere sahip, yani sondan 12.yiz. Hızlı kentleşmenin kişiler arası güven üzerindeki olumsuz etkisi, yine hızlı kentleşmenin gelir dağılımı üzerindeki olumlu etkisiyle hafiflemişe benziyor. Bu nedenle ortalama düzeyde olduğunu kabul edebileceğimiz gelir dağılımı insanların birbirine güveni bakımından ciddi bir belirleyici olarak görülmeyebilir. Ama gelir dağılımında adaletin sağlanmasının kişiler arası güven üzerinde de olumlu etkileri olacaktır.

Dipnot:

[1] Dünya Değerler Araştırması Beşinci Dalga (2005-2009) ve Altıncı Dalga (2010-2014)’nın her ikisinde de bulunan 29 ülkenin verilerinin ortalaması kullanılmıştır.

Kaynakça:

  • Esen Çağlar Türkler neden birbirine güvenmez? http://www.tepav.org.tr/tr/blog/s/5273
  • Francis Fukuyama (1995), Trust, The Social Virtues and the Creation of Prosperity
  • Lawrence Harrison, Samuel Huntington (2000), Culture Matters: How Values Shape Human Progress
  • Eric Beinhocker (2006), The Origin of Wealth: Evolution, Complexity, and the Radical Remaking of Economics
  • TESEV (1999), Devrim, Evrim ve Statüko: Türkiye’de Sosyal, Siyasal, Ekonomik Değerler
  • Ruben de Bliek (2014) Does interpersonal trust increase productivity? An empirical analysis between an within countries.
  • Knack and Zak (World Bank) Building Trust: Public Policy, Interpersonal Trust, and Economic Development
  • OECD data on trust is published in the Society at a Glance – OECD Social Indicators
  • The World Value Survey (WVS): Data: Data on trust and many other social and cultural characteristics from cross-national and time-series surveys.
  • Mustafa Akyol Türkler niçin hiç kimseden hoşlanmıyor – kendileri dahil?
    http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2014/11/turkey-polls-turks-dislike-everybody.html

Facebook yorumları

adet yorum

Powered by Facebook Comments

Avukat, Arabulucu Şamil Demir (LL.M, MCIArb) 1976 Yılında Ankara’ da doğmuştur. 1997 yılında Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinden, 2011 yılında Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk yüksek lisans programından mezun olmuştur. 1998 yılından bu yana Ankara Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır. 14.11.2013 tarihinden bu yana Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Siciline kayıtlı arabulucudur. İngilizce bilmektedir. Evli, bir çocuk babasıdır. Şamil Demir, şu kurumlara üye ve akreditedir: - Ankara Barosu (Sicil No: 13560) Türkiye Barolar Birliği (Sicil No: 43868) - Adalet Bakanlığı HİGM Arabuluculuk Daire Başkanlığı (Sicil No: 0002) - Alternatif Uyuşmazlık Çözümleri Derneği (Başkan) - Chartered Institute of Arbitrators (MCIArb, Mediator Member: 36195) - International Mediation Institute, Certified Mediator Mediators Beyond - Borders International, Member World Mediation Organization, Fellow

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir