Sperm ve yumurta bankaları ile gelen nesep sorunları

Evlilikeri sırasında normal ve tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olamayan çiftler, karşılıklı rızalarıyla ülkemizde henüz yasal olmayan yöntemlere tup_bebekbaşvurabiliyorlar. Üçüncü kişilerden elde edilen sperm ve yumurtalarla çocuk sahibi olmak konusunda anlaşan çiftler,  bu işlemin yasal olduğu ülkelerde yapılması yoluna başvuruyorlar. Bu işlem için pek uzaklara gitmek gerekmiyor, gitmek için vize gerekmeyen Kıbrısta yasal olarak uygulanıyor. Ancak ülkemizde de sperm bankası kurulması gerektiğini savunan doktorlar da var.

(04.09.2009 tarihinde KKTC Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, T.C. sağlık Bakanlığının istemiyle KKTC’de sperm ve yumurta bağışçıları sayesinden çocuk sahibi olunmasının “sadece T.C. vatandalşlarına” yönelik olarak yasaklanması yönünde yasal değişiklik çalışmalarının yapıldığı ifade edilmiştir.)

Çeşitli yollarla elde edilen sperm ve yumurtalarla gebelik temin edilmekte ve bu yolla doğan çocuklar normal yollarla doğan çocuklar gibi nüfusa kaydettirilmektedir. Sadece uygulama için para ödendiği ifade edilen duyurularda, sperm ya da yumurta “bağışçısının” bunu para karşılığı yapmadığı (!) ifade ediliyor. Hatta çocuk sahibi olunmak istenen sperm ya da yumurta bağışçısının ten, saç, göz rengi ve ırk özellikleri de tercihe konu yapılabiliyor. Şahsen, yasak olmasına rağmen yüksek ücretlerle ve mümkün olan en yüksek gizlilik gözetilerek uygulamanın ülkemizde de yapıldığını düşünüyorum.

Evliliklerindeki çocuk eksikliğini gideren çiftler yasal olarak da nüfusa kaydettirdikleri çocuğa sahip olmuşlardır. Ama bu durumun sorun yaratacağı yer hiç de uzak bir ihtimal olmayan boşanma durumunda karşımıza çıkıyor. Boşanma sürecine girilmesi ile birlikte, çocuk için oluşan irade ve görüş birliğinin sarsılması ihtimali her zaman mevcuttur. Hatta nafaka ve velayatten kaçınmak isteyen eşlerin, nesebi reddetmesi ihtimali, hiç de karşılaşılmayacak bir durum değildir. Bu konuda çıkabilecek ihtilaflardan korunmak için yapılabilecek sözleşmeler de yasaya aykırı olacağından batıldır. Yasalarımızda tanımı olmayan bu çocuk sahibi olma yöntemi, buna bağlı olarak nesep sorununun çözümlenmesi,  gelecekte hukukumuzda oldukça tartışma yaratacak ve düzenleme gerektirecektir. Henüz bu yollarla sahip olunmuş çocuklara ilişkin yargıya ve yüksek yargıya yansımış bir olay olmasa da, sahip olunan çocukların sayısının gün geçtikçe artması, gelecekte ciddi tartışmaların yaşanmasına neden olacaktır.

Böyle bir evliliğin sarsılması, boşanmanın gündeme gelmesi ve çocuğun nesebinin de davanın konusu olması halinde, o zamana kadar nesebi konusunda hiç tarışma yaşanmayan, üstelik rızayla sahip olunmuş çocuğun durumu  hukuki bir boşlukla karşı karşıya kalacaktır. Acaba çocuğa sahip olma konusunda en başta gösterilen rıza, nesebin reddini engelleyebilecek midir? Nesebi reddeden eşin bu tavrı MK. 2 deki iyiniyet kuralının ihlali, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilecek midir? Yoksa çocuğun fiili durumuna bakılarak nesepsiz mi kabul edilecektir?

Yasal düzenleme yapılmazsa, oluşan hukuki boşluğun  “hakimin yarattığı hukuka” göre çözümlenmesi gerekeceği açıktır. Peki hakim kanun koyucu yerine geçerek yaratacağı hukuka hangi esaslara göre karar verecektir? Yukarıda belirtilen kaidelerle mi yoksa benzerliği dolayısıyla evlatlık kurumunun kurallarına göre mi hukuk yaratılacaktır? Hukuk yaratmak mevcut hukuk kuralları ve kıyasen uygulanabilecek kurallar da değerlendirilerek yapılacağına göre, eşlerden daha çok himayeyi hak eden çocuğun çıkarlarının korunması, buna en uygun hukuki kurumun tercih edilmesiyle yapılabilecektr. Nesebi reddedilmiş bir çocuk yerine, çocuğun mirasçılık ve nafaka yönünden de korunan evlatlık kurumuna dahil edilmesi, doktrinde de kabul edildiği gibi duruma en uygun çözüm yolu olacaktır. Evlat edinme taleplerine karar veren merciin de mahkeme olduğu düşünüldüğünde, hukuk yaratacak hakimin, boşanma kararıyla birlikte, çocuğun evlatlık hükümlerine göre korunmasına karar vermesi mümkün görünüyor.

Not: Bu yazının yazılmasında, Prof.Dr. Kudret Güven tarafından verilen, “Kişilik Haklarındaki Son Gelişmeler” dersindeki tartışmalardan yararlanılmıştır.

Son arama kelimeleri:

  • Sperm ve Yumurta Bankalarıyla Gelen Nesep Sorunları
  • sprm vk

Facebook yorumları

adet yorum

Powered by Facebook Comments

Avukat, Arabulucu Şamil Demir (LL.M, MCIArb) 1976 Yılında Ankara’ da doğmuştur. 1997 yılında Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinden, 2011 yılında Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk yüksek lisans programından mezun olmuştur. 1998 yılından bu yana Ankara Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır. 14.11.2013 tarihinden bu yana Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Siciline kayıtlı arabulucudur. İngilizce bilmektedir. Evli, bir çocuk babasıdır. Şamil Demir, şu kurumlara üye ve akreditedir: - Ankara Barosu (Sicil No: 13560) Türkiye Barolar Birliği (Sicil No: 43868) - Adalet Bakanlığı HİGM Arabuluculuk Daire Başkanlığı (Sicil No: 0002) - Alternatif Uyuşmazlık Çözümleri Derneği (Başkan) - Chartered Institute of Arbitrators (MCIArb, Mediator Member: 36195) - International Mediation Institute, Certified Mediator Mediators Beyond - Borders International, Member World Mediation Organization, Fellow

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir