AVUKAT ŞAMİL DEMİR | ANKARA Rotating Header Image
Yazdır Yazdır

Avukatlık sınavı ufukta göründü

28.11.2006 tarih ve 5558 Sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılıncaya kadar avukatlık mesleğine kabul edilmek için avukatlık sınavını başarmış olmak gerekiyordu. Ancak mesleğinin geleceğini önemseyen bütün avukatların hala içine sindiremediği 5558 sayılı kanun sayesinde geçen 3 yıllık süreçte mesleğine yaklaşık 12.000 avukat daha katıldı. 25.000 hukuk fakültesi öğrencisi de aramıza katılmak üzere. Sınav yasal değişiklikle iptal edilmeden önce Türkiye Barolar Birliği ve ÖSYM yapılacak sınava dair bütün hazırlıkları tamamlamıştı.

Sınavla staj bitim belgesi sahibi avukat adaylarının, meslek kuralları bilgisi ile hukuk öğrenimi ve avukatlık stajı süresince öğrendikleri hukuk ilkelerini ve yürürlükteki hukuk kurallarını somut olaylara uygulayabilme yeterliliğini değerlendirmek amaçlanıyordu. Ancak geçen süreye sağmen yeni düzenleme yapılmaması nedeniyle anlamını yitiren Avukatlık Sınav Yönetmeliği’nin 09.06.2009 tarihinde yürürlükten kaldırılması gerekmişti.

Devamını oku →

Yazdır Yazdır

Avukatlara işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı

is_yeri_acma_ve_calisma_ruhsatiAvukatlık mevzuatına yeni Yönetmelik…

Avukatların işe başlayabilmesi için şimdiye kadar gerekenler, büro, avukatlık ruhsatı ve vergi levhasıydı. Ama bu durum artık sona erdi. Artık avukatlar da İş yeri açma ve Çalıştırma Ruhsatı almak zorunda.

İşyeri Açma ve Çalıştırma Yönetmeliği’nin 6. maddesine göre; yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamayacak ve çalıştırılamayacak. İşyerlerine bu Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmayacak. Bu yönetmeliğe göre işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerleri belediyeler tarafından mühürlenmek suretiyle kapatılabilecek.

Devamını oku →

Yazdır Yazdır

Yalancı muhbirin kimliği açıklanıyor

muhbirRekabet, kıskançlık veya sırf zarar verme kast ve isteği insanların birbirleri hakkında asılsız ihbarlarda bulunmasına neden olabiliyor. Muhbir kimliğinin korunacağı ya da tespit edilemeyeceği düşüncesiyle işlenmediğini bildiği suçları uydurarak ya da var olanlara yenilerini ekleyerek kolluğu harekete geçirmeyi ve hedef kişi hakkında soruşturma açılmasını sağlıyor. Böylece hakkında ihbarda bulunulan kişi idari merciler, polis ve savcılıkta ifade vermek, kendini savunmak zorunda bırakılıyor. Bir şekilde ihbarın asılsız olduğu ortaya çıktığında asılsız ihbarın mağduru sevinç yaşasa da bunca sıkıntıyı kendisine kimin çektirdiğini bilmek gibi doğal bir hakkı doğuyor.

Peki muhbirler ihbarları asılsız çıkarsa hala muhbir midirler? Devlet asılsız ihbar sahibinin kimliğini korumakla yükümlü müdür? Hayır… Bilgi Edinme Denetleme Kurulu (BEDK), tarihi bir karar alarak asılsız ihbarda bulunan “yalancı muhbir”lerin kimliklerini, mağdur olan kişilere başvurmaları halinde bildirilmesi yönünde uygulama başlattı. Kurul, incelediği olaylarla ilgili olarak ihbarı asılsız çıkan kişilerin artık “muhbir” kabul edilemeyeceği ve hukuken korunamayacağı sonucuna vardı. Uygulamanın yerleşmesinde kararlılık sergileyen kurul, kararları uygulamayan, karara rağmen yalancı muhbirin kimliğini mağdura bildirmeyen kamu görevlileri hakkında uyarıdan, meslekten ihraca kadar varabilen disiplin cezalarına hükmedebiliyor.

Devamını oku →

Yazdır Yazdır

Avukatlıkta para isteme sanatı

money_treeRomada mesleğin ilk yıllarında avukatlık, toplumda saygınlığı yüksek kişilerce, devlet kademelerindeki yükselmenin bir basamağı olması için icra edilen ve karşılığında ücret istenmesi yasaklanmış bir işti.  Ovide’nin şu sözleri durumu çok iyi açıklıyordu: “Güzel kadınların güzelliğini satması ne kadar utanç verici ise bir tanığın tanıklığını, bir hakimin hükmünü satması  bir avukatın hizmetini satması da o kadar utanç vericidir.” Ancak bu anlayış, hizmete olan talebin artması ve hizmet arz edenlerin gizlice aldıkları hediyeleri zamanla alenen almaya başlamaları ile değişti ve avukatlık tarihi gelişimi sürecinde ücretli bir hizmet olma özelliği kazandı. Ama günümüz avukatlarının para isteme konusundaki çekingenliği ve sıkılganlığı sanki Romalı avukatlardan miras kalmışçasına devam etmekte…

Devamını oku →