Kas 12th, 2009
Yazan: Av. Şamil DEMİR.
Haber ajanslarına avukat olmayanlar için ilgi çekici olmayabilecek bir haber düştü. EHA Haber Ajansının duyurduğu habere göre:
Türkiye Barolar Birliği tarafından yürütülmekte olan “avukatlar için -av.tr- alan adı kullanım zorunluluğu uygulaması” Rekabet Kurumu’na şikayet edildi.
Haber bir avukat olarak benim için oldukça ilgi çekiciydi. Çünkü avukatlık hizmeti ile Rekabet Hukukunu hiç yan yana düşünmemiştim. Yaptığımız iş nedeniyle hizmet sektörünün bir parçası olduğumuzu hissediyorduk ama bu sadece bir histen ibaretti. Çünkü hizmet sektörünün önemli bir parçası olan avukatların mesleki faaliyetlerini düzenleyen Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde geçen “hizmet” deyimi, ["kamu" hizmeti] gibi kafa karıştırıcı ifadelerle birlikte yer almış durumda. Hizmetin kamu sözcüğüyle birlikte ifade edilmesi, sanki bu hizmetten para kazanılmasının istisnai olduğu, istendiğinde ücretsiz verilmesi gerektiği anlamlarını akla getiriyor. Biz kanunumuzun 1. maddesinde yan yana ifade edilen, avukatlığın hem kamu hizmeti, hem de “serbest meslek” olduğuna dair düzenlemeyle kafamızı karıştıraduralım, aslında hizmet sektörünün bir unsuru olan “avukatlık hizmeti” Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanuna (RKHK) tabi bir hizmet!
Devamını oku →
Yazı kategorisi: Avukat Sorunları, Mevzuat.
Yazı etiketleri: av.tr · Avukatlık Hizmeti · hizmet · Kamu Hizmeti · rekabet · Rekabet Hukuku · Rekabet Kurumu · TBB · teşebbüs · teşebbüs birlikleri
Eki 17th, 2009
Yazan: Av. Şamil DEMİR.
28.11.2006 tarih ve 5558 Sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılıncaya kadar avukatlık mesleğine kabul edilmek için avukatlık sınavını başarmış olmak gerekiyordu. Ancak mesleğinin geleceğini önemseyen bütün avukatların hala içine sindiremediği 5558 sayılı kanun sayesinde geçen 3 yıllık süreçte mesleğine yaklaşık 12.000 avukat daha katıldı. 25.000 hukuk fakültesi öğrencisi de aramıza katılmak üzere. Sınav yasal değişiklikle iptal edilmeden önce Türkiye Barolar Birliği ve ÖSYM yapılacak sınava dair bütün hazırlıkları tamamlamıştı.
Sınavla staj bitim belgesi sahibi avukat adaylarının, meslek kuralları bilgisi ile hukuk öğrenimi ve avukatlık stajı süresince öğrendikleri hukuk ilkelerini ve yürürlükteki hukuk kurallarını somut olaylara uygulayabilme yeterliliğini değerlendirmek amaçlanıyordu. Ancak geçen süreye sağmen yeni düzenleme yapılmaması nedeniyle anlamını yitiren Avukatlık Sınav Yönetmeliği’nin 09.06.2009 tarihinde yürürlükten kaldırılması gerekmişti.
Devamını oku →
Yazı kategorisi: Avukat Sorunları, Avukatlıkta Kariyer, Geleceği Görmek, Mevzuat, İçtihatlar.
Yazı etiketleri: 5558 sayılı yasa · Anayasa Mahkemesi · avukatlık sınavı · TBB
Eyl 27th, 2009
Yazan: Av. Şamil DEMİR.
Avukatlık mevzuatına yeni Yönetmelik…
Avukatların işe başlayabilmesi için şimdiye kadar gerekenler, büro, avukatlık ruhsatı ve vergi levhasıydı. Ama bu durum artık sona erdi. Artık avukatlar da İş yeri açma ve Çalıştırma Ruhsatı almak zorunda.
İşyeri Açma ve Çalıştırma Yönetmeliği’nin 6. maddesine göre; yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamayacak ve çalıştırılamayacak. İşyerlerine bu Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmayacak. Bu yönetmeliğe göre işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerleri belediyeler tarafından mühürlenmek suretiyle kapatılabilecek.
Devamını oku →
Yazı kategorisi: Ama Haksızlık Bu, Avukat Sorunları, Güncel, Mevzuat, İçtihatlar.
Yazı etiketleri: avukatlık · Gayri Sıhhi Müessese · İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatı
Eyl 19th, 2009
Yazan: Av. Şamil DEMİR.
Rekabet, kıskançlık veya sırf zarar verme kast ve isteği insanların birbirleri hakkında asılsız ihbarlarda bulunmasına neden olabiliyor. Muhbir kimliğinin korunacağı ya da tespit edilemeyeceği düşüncesiyle işlenmediğini bildiği suçları uydurarak ya da var olanlara yenilerini ekleyerek kolluğu harekete geçirmeyi ve hedef kişi hakkında soruşturma açılmasını sağlıyor. Böylece hakkında ihbarda bulunulan kişi idari merciler, polis ve savcılıkta ifade vermek, kendini savunmak zorunda bırakılıyor. Bir şekilde ihbarın asılsız olduğu ortaya çıktığında asılsız ihbarın mağduru sevinç yaşasa da bunca sıkıntıyı kendisine kimin çektirdiğini bilmek gibi doğal bir hakkı doğuyor.
Peki muhbirler ihbarları asılsız çıkarsa hala muhbir midirler? Devlet asılsız ihbar sahibinin kimliğini korumakla yükümlü müdür? Hayır… Bilgi Edinme Denetleme Kurulu (BEDK), tarihi bir karar alarak asılsız ihbarda bulunan “yalancı muhbir”lerin kimliklerini, mağdur olan kişilere başvurmaları halinde bildirilmesi yönünde uygulama başlattı. Kurul, incelediği olaylarla ilgili olarak ihbarı asılsız çıkan kişilerin artık “muhbir” kabul edilemeyeceği ve hukuken korunamayacağı sonucuna vardı. Uygulamanın yerleşmesinde kararlılık sergileyen kurul, kararları uygulamayan, karara rağmen yalancı muhbirin kimliğini mağdura bildirmeyen kamu görevlileri hakkında uyarıdan, meslekten ihraca kadar varabilen disiplin cezalarına hükmedebiliyor.
Devamını oku →
Yazı kategorisi: Ama Haksızlık Bu, Güncel, Suç ve Ceza.
Yazı etiketleri: Asılsız İhbar · BEDK · Bilgi Edinme Denetleme Kurulu · tazminat hakkı · TCK 267 · TCK 271 · Yalan İhbar