<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Hukukçu sayısının mesleki kaliteye etkisi yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.samildemir.av.tr/2010/02/hukukcu-sayisinin-mesleki-kaliteye-etkisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.samildemir.av.tr/2010/02/hukukcu-sayisinin-mesleki-kaliteye-etkisi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hukukcu-sayisinin-mesleki-kaliteye-etkisi</link>
	<description>Avukatlık Bürosu, Advocacy Services on Turkish Laws Since 1998</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jul 2010 13:22:40 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Av. ZD</title>
		<link>http://www.samildemir.av.tr/2010/02/hukukcu-sayisinin-mesleki-kaliteye-etkisi/comment-page-1/#comment-892</link>
		<dc:creator>Av. ZD</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 21:16:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.samildemir.av.tr/?p=2348#comment-892</guid>
		<description>Yazıyı okudum ve çoğunlukla aynı fikrde olmamın yanında önemli gördüğüm bir kaç husus var: Bu gün için özellikle genç meslektaşların ekonomik geleceği , Avukatlık mesleğinin saygınlık geleceği, mesleki dayanışma geleceği gibi endişeleri olduğunu değişik sitelerde de okumaktayım.
Hukuk fakülteleri sayısını artırmak, dolayısıyle hukukçu sayısını artırmak kaliteli hukukçu yetişmesini olumsuz yönde etkileyeceği şüphesizdir. Bir öğretim üyesinin birim zamanda ne kadar sınav kağıdı okuyabileceğnden yola çıkarsak bu konu daha net ortaya çıkar ve anlaşılır olur. Bunun doğal sonucu da kişi hak ve özgürlükleri bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Mesleklerde sayıların sınırlanmasının derecesi yönetimin tasarrufu, iktidarı, projesi olmalı bu konudaki toplumsal mağduriyetler ise asıl olarak yöneticilerin başarısızlığı olarak kabul edilmelidir. Planlaması günün şartlarına göre çalışmayan, yeterli bir iş bölümü yapılmamış toplumda sayı artırmanın sınırının belirlenmesi dahi zordur. Ülkemzde ise herkes her işi yapabilmektedir nasıl olsa; Ortopedist yerine Çıkıkçı, Avukat yerine Arzuhalci, Edebiyat Fakültesi mezunundan İnşaat Müteahhidi, Eczacı yeriine Aktar gibi örnekler vardır maalesef ülkemizde ve bunlar bir şekilde işlerini de yürütürler toplumumun zarar göreceği akıllarına gelir mi? gelmez mi? bilinmez hele bir de para kazanıyorsa..........
Yalnız bununla da kalmaz ülkemizdeki karmaşa hukuk fakültesini bitiren bir grup içinde bir kısmı hakim, savcı olur görevi ayrıdır, bir kısmı avukat olur görevi ayrıdır, 2 yıllık hukuk fakültesi mezunu hakimlik sınavını kazanır hakim olur ama 20 yıl hizmetli Avukat, istediğinde  yargılama yapamaz sanki yetersizdir! Noterlik ise adeta sözleşme yapma tekeline sahip gruptur. Halbuki düşünceme göre en azından bu dört grup meslek mensupları, aldıkları eğitim sonucu kısa bir adaptasyon kursu ile birbirilerinin mesleklerini yapabilecek bilgi ve beceriye sahiptirler aslında. Mesleklerin böyle kategorilere ayrılması sonucunda da bazı meslek grubu mensupları kendilerini farklı, üstün veya daha düşük seviyede görebilirler ki bu da psikolojik boyut teşkil edebilir. Halbuki MESLEKLERİN İCRAASINDA ASIL ÖNEMLİ OLAN TOPLUMA EN İYİ HİZMETİ SUNABİLMEKTİR ESAS  MAKSAT BU OLMALIDIR. Keza toplumun dinamikliği içinde bireysel işbölümü ve dayanışma vardır ve çekirdeği oluşturur. Bu konu ile ilgili kitap yazılabilir ancak bir meslek grubunun sayısının tespitinde kaynak, hedef, ihtiyaç planlaması başlıca iş olmalıdır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazıyı okudum ve çoğunlukla aynı fikrde olmamın yanında önemli gördüğüm bir kaç husus var: Bu gün için özellikle genç meslektaşların ekonomik geleceği , Avukatlık mesleğinin saygınlık geleceği, mesleki dayanışma geleceği gibi endişeleri olduğunu değişik sitelerde de okumaktayım.<br />
Hukuk fakülteleri sayısını artırmak, dolayısıyle hukukçu sayısını artırmak kaliteli hukukçu yetişmesini olumsuz yönde etkileyeceği şüphesizdir. Bir öğretim üyesinin birim zamanda ne kadar sınav kağıdı okuyabileceğnden yola çıkarsak bu konu daha net ortaya çıkar ve anlaşılır olur. Bunun doğal sonucu da kişi hak ve özgürlükleri bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Mesleklerde sayıların sınırlanmasının derecesi yönetimin tasarrufu, iktidarı, projesi olmalı bu konudaki toplumsal mağduriyetler ise asıl olarak yöneticilerin başarısızlığı olarak kabul edilmelidir. Planlaması günün şartlarına göre çalışmayan, yeterli bir iş bölümü yapılmamış toplumda sayı artırmanın sınırının belirlenmesi dahi zordur. Ülkemzde ise herkes her işi yapabilmektedir nasıl olsa; Ortopedist yerine Çıkıkçı, Avukat yerine Arzuhalci, Edebiyat Fakültesi mezunundan İnşaat Müteahhidi, Eczacı yeriine Aktar gibi örnekler vardır maalesef ülkemizde ve bunlar bir şekilde işlerini de yürütürler toplumumun zarar göreceği akıllarına gelir mi? gelmez mi? bilinmez hele bir de para kazanıyorsa&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
Yalnız bununla da kalmaz ülkemizdeki karmaşa hukuk fakültesini bitiren bir grup içinde bir kısmı hakim, savcı olur görevi ayrıdır, bir kısmı avukat olur görevi ayrıdır, 2 yıllık hukuk fakültesi mezunu hakimlik sınavını kazanır hakim olur ama 20 yıl hizmetli Avukat, istediğinde  yargılama yapamaz sanki yetersizdir! Noterlik ise adeta sözleşme yapma tekeline sahip gruptur. Halbuki düşünceme göre en azından bu dört grup meslek mensupları, aldıkları eğitim sonucu kısa bir adaptasyon kursu ile birbirilerinin mesleklerini yapabilecek bilgi ve beceriye sahiptirler aslında. Mesleklerin böyle kategorilere ayrılması sonucunda da bazı meslek grubu mensupları kendilerini farklı, üstün veya daha düşük seviyede görebilirler ki bu da psikolojik boyut teşkil edebilir. Halbuki MESLEKLERİN İCRAASINDA ASIL ÖNEMLİ OLAN TOPLUMA EN İYİ HİZMETİ SUNABİLMEKTİR ESAS  MAKSAT BU OLMALIDIR. Keza toplumun dinamikliği içinde bireysel işbölümü ve dayanışma vardır ve çekirdeği oluşturur. Bu konu ile ilgili kitap yazılabilir ancak bir meslek grubunun sayısının tespitinde kaynak, hedef, ihtiyaç planlaması başlıca iş olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Ayşegül Candan</title>
		<link>http://www.samildemir.av.tr/2010/02/hukukcu-sayisinin-mesleki-kaliteye-etkisi/comment-page-1/#comment-666</link>
		<dc:creator>Ayşegül Candan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 11:45:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.samildemir.av.tr/?p=2348#comment-666</guid>
		<description>Üniversite sınavının amacı, bilgili, genel kültür düzeyi, muhakeme kabiliyeti ve zekası yüksek insanları hak ettikleri bölümlere yerleştirmek değil mi? Eğer amaç buysa, düşük puanlarla hukuk öğrencisi alan fakültelerin öğrencilerinin bilgisiz, genel kültürü ve muhakeme kabiliyeti düşük, zekası vasat kişiler olması ve bu kişilerin mesleki kaliteyi düşürmesi gayet doğal bir sonuç..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite sınavının amacı, bilgili, genel kültür düzeyi, muhakeme kabiliyeti ve zekası yüksek insanları hak ettikleri bölümlere yerleştirmek değil mi? Eğer amaç buysa, düşük puanlarla hukuk öğrencisi alan fakültelerin öğrencilerinin bilgisiz, genel kültürü ve muhakeme kabiliyeti düşük, zekası vasat kişiler olması ve bu kişilerin mesleki kaliteyi düşürmesi gayet doğal bir sonuç..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Erdem KAYA</title>
		<link>http://www.samildemir.av.tr/2010/02/hukukcu-sayisinin-mesleki-kaliteye-etkisi/comment-page-1/#comment-663</link>
		<dc:creator>Erdem KAYA</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 15:46:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.samildemir.av.tr/?p=2348#comment-663</guid>
		<description>Sayın Meslektaşım, yazınızı okudum. Ben de mesleğe yeni başlamış bir hukukçu olarak görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Artık hukuk fakültelerinde ve barolarda hukukçu yetiştirilmiyor, adeta ÜRETİLİYOR. Yakında belediyeler de avukatlar için aynı öğrenciler gibi indirimli seyahat kartı çıkarılırsa hiç şaşırmam. Çünkü özellikle icra ağırlıklı bürolarda genç avukatlar, bir nevi kurye kargo hizmeti, sekreterlik ve takip elemanlığı yapmakta, yaptıkları, takip ettikleri işin mahiyetini bile bilmeden evrak getirip götürmekteler. Bunun nedeni de şüphesiz sürümden kazanan özel üniversitelerdir. Adeta hukukçu fabrikalarına dönen özel üniversiteler maddi durumu yeterli olmayan ve başarılı da olmayan öğrencilere senet imzalattırarak okul bittikten sonra ödeme imkanı da sunmaktalar. Piyasaya yeterli bilgi yeterliliğine ulaşmamış hatta hiç ulaşmamış hukukçu arzı çok fazla olduğunda da bu da haliyle icra dairelerinde ve kalemlerde, bu kamu görevlileriyle maçlara giden mi dersiniz, arkadaş olan mı dersiniz, abi abla muhabbetleri mi dersiniz, ne ararsanız var. Ben bizzat icra dairesini mahkeme sanan,  dava - icra farkını bilmeyen, Karsı iç anadoluda sanan, Suriyeyi uzak doğuda sanan, Türkiye&#039;nin en güneyindeki ili bilmeyen, ama ÇOK ŞIK MANKENLER gibi giyinen avukatlar tanıdım. Maalesef mesleğe olan sevgi ve saygım yavaş yavaş kırılmakta. Buna bir dur denmesi lazım. Ben 2 yıl hukuk bürosunda, 4 yıl adliyede çalıştım, basit bir-iki kelimelik  dilekçe yazmaktan aciz avukatlar gördüm. Hukuk fakültesi açılması en kolay fakültelerden biri gibi görülüyor va talep de fazla olduğundan özel okulların bir çoğu bir kaç salonu da hukuk fakültesi yapmakta sakınca görmüyorlar. Maalesef durum bu. Mesleğinizde ve hayatınızda başarılar dilerim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Meslektaşım, yazınızı okudum. Ben de mesleğe yeni başlamış bir hukukçu olarak görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Artık hukuk fakültelerinde ve barolarda hukukçu yetiştirilmiyor, adeta ÜRETİLİYOR. Yakında belediyeler de avukatlar için aynı öğrenciler gibi indirimli seyahat kartı çıkarılırsa hiç şaşırmam. Çünkü özellikle icra ağırlıklı bürolarda genç avukatlar, bir nevi kurye kargo hizmeti, sekreterlik ve takip elemanlığı yapmakta, yaptıkları, takip ettikleri işin mahiyetini bile bilmeden evrak getirip götürmekteler. Bunun nedeni de şüphesiz sürümden kazanan özel üniversitelerdir. Adeta hukukçu fabrikalarına dönen özel üniversiteler maddi durumu yeterli olmayan ve başarılı da olmayan öğrencilere senet imzalattırarak okul bittikten sonra ödeme imkanı da sunmaktalar. Piyasaya yeterli bilgi yeterliliğine ulaşmamış hatta hiç ulaşmamış hukukçu arzı çok fazla olduğunda da bu da haliyle icra dairelerinde ve kalemlerde, bu kamu görevlileriyle maçlara giden mi dersiniz, arkadaş olan mı dersiniz, abi abla muhabbetleri mi dersiniz, ne ararsanız var. Ben bizzat icra dairesini mahkeme sanan,  dava &#8211; icra farkını bilmeyen, Karsı iç anadoluda sanan, Suriyeyi uzak doğuda sanan, Türkiye&#8217;nin en güneyindeki ili bilmeyen, ama ÇOK ŞIK MANKENLER gibi giyinen avukatlar tanıdım. Maalesef mesleğe olan sevgi ve saygım yavaş yavaş kırılmakta. Buna bir dur denmesi lazım. Ben 2 yıl hukuk bürosunda, 4 yıl adliyede çalıştım, basit bir-iki kelimelik  dilekçe yazmaktan aciz avukatlar gördüm. Hukuk fakültesi açılması en kolay fakültelerden biri gibi görülüyor va talep de fazla olduğundan özel okulların bir çoğu bir kaç salonu da hukuk fakültesi yapmakta sakınca görmüyorlar. Maalesef durum bu. Mesleğinizde ve hayatınızda başarılar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
