AVUKAT ŞAMİL DEMİR | ANKARA Rotating Header Image
Yazdır Yazdır

Hakkımdaki kartvizit iddiaları

Ankara Barosu Uluslararası Hukuk Kurultayı’nda başlıca konulardan birisi de “arabuluculuk” idi. Türkiye’den ve dünyadan birçok kesimin katılımıyla iyi bir kurultay ve çalıştay yapılmaya çalışıldı. Böylece mesleğimiz kendi iş alanına giren ve avukatlıktan piyasa çalması muhtemel bir mesleğe, geçmiş tecrübelerin de etkisiyle çoğu kesimden önce tepki gösterdi ve konu ile ilgili belirgin bir liderlik üstlendi. Bu konuda faaliyet gösteren yegane merkez ve dernek ile Ankara Barosu üyeleri, mesleğimizin çıkarlarını korumak için liderlik rolünü üstlenmiş durumdadırlar.

Bazı kesimlerin anladığının aksine Ankara Barosu üyeleri faaliyetlerini kendilerini ön plana çıkarma gayreti olmaksızın, mesleğimizin çıkarlarını ve geleceğini gözeterek devam ettirmektedirler. Şahsım adına oldukça yoğun emek gerektiren bu çalışmalarımızda, ülkemizdeki genel anlayışı bildiğimden, taktir edilmeyi beklemiyorum. Zaten bu nedenle “meyve veren ağaç taşlanır” diye bir atasözümüz var ve atasözünün gereği bir şekilde yerine getirilmeli…

Beklenmeyen bir durum nedeniyle yurt dışında olmam gerektiğinden katılımcı olarak bulunmam gereken “arabuluculuk etik kurallarına ilişkin çalıştay”a katılamadım. Katılımcılardan tanıdığım bazı meslektaşlarımın, konuya ilişkin reaksiyonlarını zaten biliyordum ve kendileriyle diyalog kurabilmek ve ortak bir paydada buluşabilmek için çalıştayda bulunmayı ayrıca istiyordum. Ama bahsettiğim gibi bunu gerçekleştiremedim ve yerime konu hakkında eğitim almış bir meslektaşım olan Sn. Fatoş Serin katıldı.

Yokluğum bizi ve faaliyetlerimizi hoş karşılanmayan kişilerce fırsat bilimiş olmalı ki, söylentilere bile konu olduğumu, katılan meslektaşlarımdan öğrendim. İddialara göre Av. Şamil Demir, arabuluculuk konusunu öyle ileri götürmüş ki, meslek mevzuatımıza aykırı bir biçimde, kartına “arabulucu – avukat” yazmaktan bile çekinmiyormuş. Bunu duyduğumda oldukça tedirgin oldum. Çünkü böyle bir şeyi uydurabilen, kılıfını da hazırlayıp bir de bunu destekleyecek kart bastırmıştır diye düşündüm. Ama anladığım kadarıyla karalama niyeti anlık geliştiğinden böyle bir şey düşünülmemiş.

Bahsettiğim gibi yurt dışında olduğumdan, tarayıcı bulamadığımdan, ülkeme döndüğümde, cebimdeki 1998 den beri aynı tasarımla kullandığım kart vizitimi burada yayınlayacağım. Bu iddia sahiplerinden, bir dahaki iddialarında kamuya açık duyuru yapmak yerine, “meslek kuralları gereğince”, bağlı bulunduğum Ankara Barosuna şikayette bulunmalarını rica ediyorum.

Önce önemsemezler, sonra gülerler, sonra kıskanırlar, en sonunda ise yenilirler.”

Mahatma Gandhi

İlgili diğer yazılar

3 adet yorum

  1. Hukuki Net diyor ki:

    Savunma hakkı kutsaldır ilkesi ile başlayan avukatlık mesleği etik değerlerine yine bir hukukçunun saygı göstermemesi son derece garip bir durum. Toplantıya katılamadığınızdan dolayı kendinizi SAVUNAMAYACAĞINIZI bildiği halde, savunma almaksızın haksız infazda bulunan kişi her kimse o kürsüye de mesleğe de aykırı davranmıştır.
    Kartvizitten görebildiğim tek husus şudur; Adınız ünvanınızın üstünde. Bu, bize kişiliğinizin mesleğinizden önde geldiğini, ünvan veya ünvanlardan önce şahsiyetinizin önemli olduğunu vurguladığınızı gösteriyor.

  2. Fatoş Serin diyor ki:

    Değerli Meslektaşım,
    O günkü konu başlığımız Arabulucunun etik kuralları idi.Ben şöyle bir tanım yaptım:”Etik kurallar, kişisel bencillikle, toplumsal yararın çatışmasında uzlaştırma görevi gören kurallardır” Eğer bazı kişiler bunun tersine davranmış ise , o kişinin bencilliği ve uzlaşılmaz olduğu ile alakalıdır. Kaldı ki etik kurallar daha çok ahlaki ve vicdani boyuttadır. Bunun tersine davranışta bulunan meslektaşımızın ne olduğunu yazmayacağım. Bazı kişiler o günkü konu başlığının tam tersi davranış göstermişlerdir. Gerekli cevaplar ise verilmiştir.

  3. Av. ZD diyor ki:

    Biraz acelece yazmak olacak kusuruma bakmayın ama bildiğime göre şu anda arabuluculuk yasası çıkmadığı için belki kartlara bu sıfatın yazılmaması gerekebilir. Ancak Avukatlık mesleğinin icrasının doğasında arabuluculuk da yer alabilir. Örneğin tarafların anlaşmalı boşanma işlemlerini yapan Avukatın yaptığı iş nedir bir çeşit Arabuluculuk değilmidir? Sulh Ceza Mahkemesinin görevine giren bazı suçlarda uzlaşmanın niteliği nasıl adlandırılabilir. Öyleyse kural engeli dışında Arabulucu – Avukat diye yapılan meslek tanımlamasının yanlış yönü nerededir?
    Arabulucu – Avukat yazılmasının değerlendirmesinden çok Avukatlığa geçmiş yıllarda getirilmesi düşünülen hiyerarşik yapının, kimlerin Arabulucu olmaya aday olması gerektiğinin yasa tasarılarında nasıl yer aldığının eleştirilmesinin daha faydalı olacağını düşünmekteyim.
    Hatırlayacak olursak tasarıda ” Bütün lisans mezunları Arabuluculuk yapabilir” şeklinde yer almıştı maaalesef alın teri ile SOSYAL PUANNI EN YÜKSEK DERECELERİYLE HUKUK FAKÜLTELERİNİ KAZANMIŞ ÖĞRENCİLERİN EMEKLERİ HİÇE SAYILARAK.
    Sonra tasarıdaki şekil TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİNİN girişimleri ve HAKÇA DÜŞÜNCEYİ BENİMSEMİŞ SAĞDUYU SAHİBİ KİŞİLER vasıtasıyla düzeltildi de bir zulümün önüne geçildi. Yine Avukatlıkta bir ”HİYERARŞİ” konusu gündeme geldi yani ‘Kıdemli Avukat’ ‘Kıdemsiz Avukat’ Pekiyi Kıdemi neye göre verelim? çalıştığı yıla göre Peki bir Avukat düşünün ki yıllarca çalışmış ama yalnızca ağırlıklı olarak icra takibinin belli bir kısmını yapmış hukukdan, cezadan haberi yok nasıl olacak kıdem? Bu arada tüm bu çalışmaların saiki ekonomiktir, bunu düzenleyiciler muhtemelen bilmektedirler. Bu seçtikleri çözüm yolunun da daha büyük problem yaratacağını ya umursamazdırlar veya farkında değildirler.
    Sözün özü şudur ki: Arabuluculuk da çok geniş kapsamlı bir meslek olan Avukatlığın içinde zaten gizlidir. Asıl olan Hakka, kanunlara uygun meslek etiği içinde görev yapmanın güzelliğini yaşamaktır.

Cevap / Yorum Yaz