Ankara Barosu Uluslararası Hukuk Kurultayı’nda baÅŸlıca konulardan birisi de “arabuluculuk” idi. Türkiye’den ve dünyadan birçok kesimin katılımıyla iyi bir kurultay ve çalıştay yapılmaya çalışıldı. Böylece mesleÄŸimiz kendi iÅŸ alanına giren ve avukatlıktan piyasa çalması muhtemel bir mesleÄŸe, geçmiÅŸ tecrübelerin de etkisiyle çoÄŸu kesimden önce tepki gösterdi ve konu ile ilgili belirgin bir liderlik üstlendi. Bu konuda faaliyet gösteren yegane merkez ve dernek ile Ankara Barosu üyeleri, mesleÄŸimizin çıkarlarını korumak için liderlik rolünü üstlenmiÅŸ durumdadırlar.
Bazı kesimlerin anladığının aksine Ankara Barosu üyeleri faaliyetlerini kendilerini ön plana çıkarma gayreti olmaksızın, mesleÄŸimizin çıkarlarını ve geleceÄŸini gözeterek devam ettirmektedirler. Åžahsım adına oldukça yoÄŸun emek gerektiren bu çalışmalarımızda, ülkemizdeki genel anlayışı bildiÄŸimden, taktir edilmeyi beklemiyorum. Zaten bu nedenle “meyve veren aÄŸaç taÅŸlanır” diye bir atasözümüz var ve atasözünün gereÄŸi bir ÅŸekilde yerine getirilmeli…
Beklenmeyen bir durum nedeniyle yurt dışında olmam gerektiÄŸinden katılımcı olarak bulunmam gereken “arabuluculuk etik kurallarına iliÅŸkin çalıştay”a katılamadım. Katılımcılardan tanıdığım bazı meslektaÅŸlarımın, konuya iliÅŸkin reaksiyonlarını zaten biliyordum ve kendileriyle diyalog kurabilmek ve ortak bir paydada buluÅŸabilmek için çalıştayda bulunmayı ayrıca istiyordum. Ama bahsettiÄŸim gibi bunu gerçekleÅŸtiremedim ve yerime konu hakkında eÄŸitim almış bir meslektaşım olan Sn. FatoÅŸ Serin katıldı.
YokluÄŸum bizi ve faaliyetlerimizi hoÅŸ karşılanmayan kiÅŸilerce fırsat bilimiÅŸ olmalı ki, söylentilere bile konu olduÄŸumu, katılan meslektaÅŸlarımdan öğrendim. İddialara göre Av. Åžamil Demir, arabuluculuk konusunu öyle ileri götürmüş ki, meslek mevzuatımıza aykırı bir biçimde, kartına “arabulucu – avukat” yazmaktan bile çekinmiyormuÅŸ. Bunu duyduÄŸumda oldukça tedirgin oldum. Çünkü böyle bir ÅŸeyi uydurabilen, kılıfını da hazırlayıp bir de bunu destekleyecek kart bastırmıştır diye düşündüm. Ama anladığım kadarıyla karalama niyeti anlık geliÅŸtiÄŸinden böyle bir ÅŸey düşünülmemiÅŸ.
BahsettiÄŸim gibi yurt dışında olduÄŸumdan, tarayıcı bulamadığımdan, ülkeme döndüğümde, cebimdeki 1998 den beri aynı tasarımla kullandığım kart vizitimi burada yayınlayacağım. Bu iddia sahiplerinden, bir dahaki iddialarında kamuya açık duyuru yapmak yerine, “meslek kuralları gereÄŸince”, baÄŸlı bulunduÄŸum Ankara Barosuna ÅŸikayette bulunmalarını rica ediyorum.
“Önce önemsemezler, sonra gülerler, sonra kıskanırlar, en sonunda ise yenilirler.”
Mahatma Gandhi

Savunma hakkı kutsaldır ilkesi ile başlayan avukatlık mesleği etik değerlerine yine bir hukukçunun saygı göstermemesi son derece garip bir durum. Toplantıya katılamadığınızdan dolayı kendinizi SAVUNAMAYACAĞINIZI bildiği halde, savunma almaksızın haksız infazda bulunan kişi her kimse o kürsüye de mesleğe de aykırı davranmıştır.
Kartvizitten görebildiğim tek husus şudur; Adınız ünvanınızın üstünde. Bu, bize kişiliğinizin mesleğinizden önde geldiğini, ünvan veya ünvanlardan önce şahsiyetinizin önemli olduğunu vurguladığınızı gösteriyor.
Değerli Meslektaşım,
O günkü konu baÅŸlığımız Arabulucunun etik kuralları idi.Ben şöyle bir tanım yaptım:”Etik kurallar, kiÅŸisel bencillikle, toplumsal yararın çatışmasında uzlaÅŸtırma görevi gören kurallardır” EÄŸer bazı kiÅŸiler bunun tersine davranmış ise , o kiÅŸinin bencilliÄŸi ve uzlaşılmaz olduÄŸu ile alakalıdır. Kaldı ki etik kurallar daha çok ahlaki ve vicdani boyuttadır. Bunun tersine davranışta bulunan meslektaşımızın ne olduÄŸunu yazmayacağım. Bazı kiÅŸiler o günkü konu baÅŸlığının tam tersi davranış göstermiÅŸlerdir. Gerekli cevaplar ise verilmiÅŸtir.
Biraz acelece yazmak olacak kusuruma bakmayın ama bildiÄŸime göre ÅŸu anda arabuluculuk yasası çıkmadığı için belki kartlara bu sıfatın yazılmaması gerekebilir. Ancak Avukatlık mesleÄŸinin icrasının doÄŸasında arabuluculuk da yer alabilir. ÖrneÄŸin tarafların anlaÅŸmalı boÅŸanma iÅŸlemlerini yapan Avukatın yaptığı iÅŸ nedir bir çeÅŸit Arabuluculuk deÄŸilmidir? Sulh Ceza Mahkemesinin görevine giren bazı suçlarda uzlaÅŸmanın niteliÄŸi nasıl adlandırılabilir. Öyleyse kural engeli dışında Arabulucu – Avukat diye yapılan meslek tanımlamasının yanlış yönü nerededir?
Arabulucu – Avukat yazılmasının deÄŸerlendirmesinden çok Avukatlığa geçmiÅŸ yıllarda getirilmesi düşünülen hiyerarÅŸik yapının, kimlerin Arabulucu olmaya aday olması gerektiÄŸinin yasa tasarılarında nasıl yer aldığının eleÅŸtirilmesinin daha faydalı olacağını düşünmekteyim.
Hatırlayacak olursak tasarıda ” Bütün lisans mezunları Arabuluculuk yapabilir” ÅŸeklinde yer almıştı maaalesef alın teri ile SOSYAL PUANNI EN YÜKSEK DERECELERİYLE HUKUK FAKÜLTELERİNİ KAZANMIÅž ÖĞRENCİLERİN EMEKLERİ HİÇE SAYILARAK.
Sonra tasarıdaki ÅŸekil TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİNİN giriÅŸimleri ve HAKÇA DÜŞÜNCEYİ BENİMSEMİŞ SAÄžDUYU SAHİBİ KİŞİLER vasıtasıyla düzeltildi de bir zulümün önüne geçildi. Yine Avukatlıkta bir ”HİYERARŞİ” konusu gündeme geldi yani ‘Kıdemli Avukat’ ‘Kıdemsiz Avukat’ Pekiyi Kıdemi neye göre verelim? çalıştığı yıla göre Peki bir Avukat düşünün ki yıllarca çalışmış ama yalnızca ağırlıklı olarak icra takibinin belli bir kısmını yapmış hukukdan, cezadan haberi yok nasıl olacak kıdem? Bu arada tüm bu çalışmaların saiki ekonomiktir, bunu düzenleyiciler muhtemelen bilmektedirler. Bu seçtikleri çözüm yolunun da daha büyük problem yaratacağını ya umursamazdırlar veya farkında deÄŸildirler.
Sözün özü şudur ki: Arabuluculuk da çok geniş kapsamlı bir meslek olan Avukatlığın içinde zaten gizlidir. Asıl olan Hakka, kanunlara uygun meslek etiği içinde görev yapmanın güzelliğini yaşamaktır.