AVUKAT ŞAMİL DEMİR | ANKARA Rotating Header Image
Yazdır Yazdır

Avukatlık sınavı ufukta göründü

28.11.2006 tarih ve 5558 Sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılıncaya kadar avukatlık mesleğine kabul edilmek için avukatlık sınavını başarmış olmak gerekiyordu. Ancak mesleğinin geleceğini önemseyen bütün avukatların hala içine sindiremediği 5558 sayılı kanun sayesinde geçen 3 yıllık süreçte mesleğine yaklaşık 12.000 avukat daha katıldı. 25.000 hukuk fakültesi öğrencisi de aramıza katılmak üzere. Sınav yasal değişiklikle iptal edilmeden önce Türkiye Barolar Birliği ve ÖSYM yapılacak sınava dair bütün hazırlıkları tamamlamıştı.

Sınavla staj bitim belgesi sahibi avukat adaylarının, meslek kuralları bilgisi ile hukuk öğrenimi ve avukatlık stajı süresince öğrendikleri hukuk ilkelerini ve yürürlükteki hukuk kurallarını somut olaylara uygulayabilme yeterliliğini değerlendirmek amaçlanıyordu. Ancak geçen süreye sağmen yeni düzenleme yapılmaması nedeniyle anlamını yitiren Avukatlık Sınav Yönetmeliği’nin 09.06.2009 tarihinde yürürlükten kaldırılması gerekmişti.

Anayasa Mahkemesi tarihi bir karara imza atarak 15.10.2009 tarihli kararıyla  5558 sayılı yasayı iptal etti. İptal edilen yasanın 1. maddesi, 19.3.1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Avukatlık sınavını başarmış olanlar veya” ibaresi, 28 inci, 29 uncu, 30 uncu, 31 inci maddeleri, 121 inci maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendi, geçici 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve sınav” ibaresi ve geçici 20 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır biçimindeydi. 3 maddelik kanunun 2. maddesi yürürlük, 3. maddesi ise yürütme ile ilgiliydi. Anayasa Mahkemesinin kısa kararı şöyledir:

5

2007/16

İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ, Samsun Milletvekili Haluk KOÇ ile birlikte 122 milletvekili

 

28.11.2006 günlü, 5558 sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesinin iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemi.

Esas

- 5558 sayılı Yasa’nın;

 

1- 1. maddesinin İPTALİNE,
2- 2. ve 3. maddelerinin de 2949 sayılı Yasa’nın 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE,

- Yürürlüğü durdurma isteminin REDDİNE.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ, Samsun Milletvekili Haluk KOÇ ile birlikte 122 milletvekilinin yaptığı iptal başvuru üzerine verdiği karar, gerekçeli kararın yazılması ve Resmi Gazete’de yayınlanması ile birlikte yürürlüğe girecek. Bir yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi durumunda, bu yasanın yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği yasanın kendiliğinden yürürlüğe girip girmeyeceği hususunda mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Uygulamada kanun koyucu tarafından, iptal kararının gerekçelerine uygun olarak yeniden yasal düzenleme yapılması söz konusudur. Doktrinde böyle bir düzenleme yapılmazsa daha önce usulüne uygun olarak yürürlükte olan düzenlemenin tekrar yürürlüğe girmeyeceğine dair görüşler mevcuttur. Konu hakkındaki yüksek yargı kararlarına gelindiğinde; iptal edilen bir yasanın yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği hükümlerin iptal kararı üzerine tekrar yürürlüğe girmeyeceği yönünde Anayasa  Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve AYİM kararları bulunmaktadır (konu hakkındaki ayrıntılı makaleye buradan ulaşabilirsiniz). Bu nedenle yasanın ilgili hükümlerinin iptal edilmesi tek başına avukatlık sınavının önünü açmamaktadır.

İptal kararının duyulması ile birlikte hukuk fakültesi öğrencileri ve stajyer avukatlar arasında sınavın yapılmasından önceki dönemde yaşanan tartışmalara geri dönüldü. Yakınmalar, kızgınlıklar gözlenmekte. Ancak sınav aleyhine ileri sürülen düşüncelerin tamamının mevcut statüko gereği rahatça mesleğe dahil olma kolaylığından mahrum olmanın bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Geçen zamanda avukatlık mesleğine kontrolsüz girişlerin yarattığı sorunlar avukatlar tarafından daha sert bir şekilde hissedilmeye başlamış, avukatların yaşamları ve çalışma şartları her geçen gün zorlaşmıştır. Sınavın yürürlükten kaldırıldığı döneme göre avukatlar daha büyük oranda sınav yapılmasının taraftarı olmuşlardır. Avukatlık sınavının gerekliliğinini kabul ederek, mesleğe sınavsız kabulün yapıldığı iki dünya ülkesinden (Arjantin, Türkiye) birisi olmaktan kurtulmamız gerekiyor. Ayrıca avukatlık sınavının meslekte piyasalaşmaya neden olacağı şeklindeki söylemin akılcı temelleri yoktur. Çünkü avukatlık muğlak kamu hizmeti tanımı altında icra edilen bir serbest meslektir…

Yukarıdakilere ek olarak yakın gelecekte, baroların  Japonya ve ABD’ de olduğu gibi her yıl kabul edecekleri üye sayısını belirleme yetkisine kavuşması, yaş ve tecrübeye bakılmaksızın mesleki düzenli eğitimin zorunlu kılınması ve Almanya’da olduğu gibi uzman avukatlık kurumunun mevzuatımıza kazandırılması sağlanmalıdır. Böylece Türk avukatların mesleki kalitesi istenen standartlara yükseltilebilecektir.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi şu şekildedir:

Dava dilekçesinde, sınavla baroların bağımsızlığı ve avukatlık mesleğinin hak ettiği saygınlığa kavuşturulmasının amaçlandığı, avukatlık mesleğinin de hâkimlik ve savcılık mesleği gibi kamu hizmeti niteliğinde özel bir meslek olduğu ve gerekli donanım, bilgi ve kaliteye ulaşmış kişilerden olması gerektiği,  yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmanın hukukun uygulanması ve temel hak ve özgürlüklerin korunmasında yaşamsal bir önem ve değere sahip bulunduğu, sınavın Türkiye Barolar Birliği ve baroların muhalefetine rağmen kaldırıldığı, kamusal yanı ağır basan avukatlıkta sınavın kaldırılmasında kamu yararının gözetilmediği, sav, savunma ve yargılamayı yapanların adaletin gerçekleşmesi yönünden aynı hukuksal durumda olduklarından mesleğe kabullerinde de eşit işleme tabi tutulmaları gerektiği, bu nedenlerle avukatlık sınavının kaldırılmasının Anayasa’nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2949 sayılı Yasa’nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Taleple bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, kuralın Anayasa’nın 36. maddesi yönünden de incelemesi uygun görülmüştür.

Avukatlık mesleğinin nitelikleri ve önemi, bir kamu hizmeti olduğu, avukatın yargılama süreci içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasında görev aldığı, kamu yararını koruduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun genel gerekçesinde belirtilmiştir. Yasa’nın 1. ve 2. maddelerinde avukatlığın kamusal yönü ağır basan bir meslek olduğu vurgulanmıştır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır.

Anayasa’nın 135. maddesi ile birlikte Avukatlık Kanunu’nun Barolara ve Türkiye Barolar Birliği’ne yüklediği görevler, tanıdığı hak ve yetkilerle bu kuruluşların toplum ve devlet yaşamı için gözardı edilmeyecek önemleri de düşünülürse, avukatların genel niteliklerine verilen değer kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Her serbest mesleğin kendine özgü yanları, birbirinden ayrılıkları bulunduğu gibi uzmanlık alanlarının farklılığı, farklı uygulamaları doğal, hattâ zorunlu kılar. Avukatların, savunma görevini üstlenmeleri ve adaletin gerçekleşmesine katkıları, mesleğin özelliği sayılmakta ve kimi kısıtlamalara bağlı tutulmalarının haklı nedenlerini oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğini seçenlerin, avukatlık adına uygun biçimde görevlerinin gereklerini özenle yerine getirmeleri, avukatlık unvanından ayrı düşünülemeyecek saygı ve güveni koruyup güçlendirmenin başta gelen koşullarından biridir.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Yasaların, kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir. Önceki kuralların, yeni yasayla değiştirilmesi ya da tümüyle yürürlükten kaldırılması hukukun doğal karşıladığı, genel ilkelere uygun bulduğu bir düzenleme biçimidir. Yeni kural, eski kuralı yürürlükten kaldırabilir. Bu tür düzenlemeler, yasa koyucunun takdir yetkisi içinde olan bir yasama işlemidir. Tıpkı, yürürlüğe giren yasalar gibi, yürürlükten kaldırılan kurallar da yasama tasarrufudur ve yasa koyucu bu yetkisini kullanırken Anayasa’ya bağlı kalmak durumundadır.

Hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu olan “bağımsız yargı”, yargının olmazsa olmaz koşulu olan “savunma” ile birlikte anlam kazanır. Savunma, “sav-savunma-karar” üçgeninden oluşan yargının vazgeçilmez öğesidir. Adaletli bir yargılamanın varlığı, ancak avukatın etkin katılımıyla sağlanabilir. Avukatlığın önemi ve özelliği nedeniyle bu mesleğe girişin kimi koşul ve kayıtlamalara bağlı kılınması, hukuk devletinin ve adil yargılanma hakkının gereğidir.

Avukatın seçkinliği ve üstün nitelikler taşıması, hem kamunun hem de yargının beklediği bir husus olup, bunun sağlanmasında mesleğin gelişmesine katkı kadar mesleğe seçilme de önem kazanır. Sadece temel hukuki konularda eğitilmiş olmak, bir mesleği yürütmek için yeterli olamaz. Mesleki açıdan yetkinlik, stajyerlik gibi özel eğitimlerin yanı sıra mesleğe girişte seçme ya da elemeyi de içerir.

Yasa koyucu tarafından sınavın getirilmesindeki, savunma hakkı ve adil yargılamaya, adaletin gerçekleşmesine ve avukatlık mesleğinin niteliğine dayalı kamu yararının, sınavın kaldırıldığı tarihte de geçerliliğini koruyup korumadığının saptanması, sınavın getirildiği zamandaki koşullar, kaldırılma zamanında değişmemiş ya da ortadan kalkmamış, hatta avukatlık mesleğinin niteliği yönünden çok daha önemli hale gelmişse bunun da değerlendirilmesi gerekir.

Öte yandan, Anayasa’nın 36. maddesinde, herkesin meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.  Yargının kurucu unsurlarından olan, bağımsız, serbestçe temsil eden, hukuksal ilişkilerin düzenlenmesinde, her türlü hukuksal sorun ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında temel görev üstlenen avukat, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının da önemli bir unsurudur. Güçlü ve bağımsız savunma mesleği; hukukun üstünlüğünün, hukuksal uzlaşmanın, adil yargılanma duygusunun ve toplumsal barışın güvencesi olup bu değerler, mesleğinde yetkin bağımsız savunucularla teminat altına alınmıştır.

Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden yasalaştığı anlaşılan dava konusu kural Anayasa’nın 2. ve 36.  maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Avukatlık Sınavı uygulamasıyla ilgili olarak Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan açıklama:

 

İlgili diğer yazılar

24 adet yorum

  1. dfsgh diyor ki:

    siz de girecek misiniz sınava,bize önderlik edip girmeniz bize de faydalı olur.

  2. Av. Şamil DEMİR diyor ki:

    Bu konuyu siz zaten avukatsınız, konuşması kolay diye değerlendirmemek gerekir. Mesleğin geleceği ve kalitesini korumak bunu gerektiriyor. Dünyadaki durumumuzu anlamak için şu yazıya göz atmanızı tavsiye ederim :http://www.samildemir.av.tr/2008/11/avukatlik-sinavi-gereklidir/

  3. ömer utku levent diyor ki:

    Sayın Av.Şamil Bey peki şu anda staj yapanlara bu sınav vurur mu sizce.Çünkü vurursa çok adaletsiz olur.Niye diyecek olursanız benimle aynı zamanda okulu bitiren arkadaşlarımın çogu stajını bitirdi ben ise askerlik nedeniyle stajımı dondurdum asker dönüşü bu sınava benim de dahil olmam ne kadar adaletli sizce.Ayrıca bu meslegın sorununu sadece sınavla cozmek kolaycılıktan baska bir sey değildir.Bana göre mesleğin iş alanını genişletmek gerekir.Sınav çıkarmak için bu kadar uğraşanlar meclisteki 100 e yakın avukat milletvekilleri ile temaslarını sıklaştırsalar nasıl mali muşavirlerin kendi menfaatleri için yeni ticaret kanununa koydurdukları yeni iş sahalarını bize de yaptırabilirlerdi.En basiti zorunlu müdafiilik getirilebilir ve daha bu sayfaya sığmayacak bir sürü şey.Sınav sadece kolaycılığa kaçmaktır.İnanın sınav gelse bile yine hiç bir şey değişmez sadece yeni mezunlar mesleklerine 1-2 yıl geç başlar o kadar.Mesleğin kurtulması için temel sorunların çözülmesi gerekir.Bana göre en temel sorun fakülte kontenjanlarının arttırılmaması hatta azaltılması gerekir ve daha bir çok şey.Yoksa bu mesleğin sonuda öğretmenler gibi olur kpss’yi kazanamayıp kapıda aş bekleyenler gibi.Unutmayın bu mesleği biz bu hale getirmedik biz saygınlığını düşürmedik bizden önceki üstatlar bu hale getirdi ve bu üstatlar her zaman ki gibi her Türk insanı gibi sorumluluğu bize yüklüyor.Bu ülke bundan gelişmiyor.Çünkü bir önceki nesiller kendi hatalarını hep bir sonraki nesillere yüklüyor sonra işin kolaycılığına kaçıp bu ülkeyi siz kurtarın diyor.

  4. Av. Şamil DEMİR diyor ki:

    Muhtemelen bir yasal düzenleme yapılacak ve bu AYM ’si kararı doğrultusunda olacak. Bu yasal düzenlemeden önce ruhsatını alabilenlar açısından düzenleme etkili olmayacak. Görüşlerinizin çoğunluğuna katılmak mümkün ama ben yapılacak sınavın sadece mesleğe başlamayı geciktirici etkisi olacağına inanmıyorum. Bulgaristanda mezunlar “hukukçu” sıfatı kazanmak için sınava giriyorlar. Ardından avukatlık sınavına… Bulgarlar ne yapmaya çalışıyorlar?

  5. ömer utku levent diyor ki:

    Sayın Av.Şamil Bey 17.10.2009 tarihinde Ankara da genç avukatların sorunları ele alındı (bildiğiniz gibi). Ben uzak bir şehirde olduğum için gitme imkanın olmadı ama orada konuşulanlar kitap haline getirilmiş ben de bunu internetten indirip okudum.Orada hemen hemen bütün avukatları kapsayan sorunlar dile getirilmiş çözüm önerileri sunulmuş.Çok güzel fikirler var. Örnek vermek gerekirse arabuluculukla ilgili mesela normalde arabuluculuk işini avukatların yapması gerekmez mi?Ancak çıkacak yasa da avukat olmayanlar da bunu yapabilecek.Bunun gibi bir sürü bizim iş alanınımızı daraltan durum var.Benim sorum şu:Acaba bütün avukatları ilgilendiren ve dile getirilen bu konular lafta mı kalacak yoksa hayata geçirilecek mi? Çünkü bildiğiniz gibi bizler önce kendi hatalarımızla sorunlar oluşturur sonra onları çözmek için konuşuruz ama en sonunda artık o sorunlar bize sıkıntı vermez o sorunları konuşmak sıkıntı vermeye başlar böylelikle o sorunları bile konuşmaktan tiskinti duyarız.Yani sadece konuşuruz hiç bir şeyi de çözemeyiz.İşte sınava bundan dolayı karşıyım yani ortada bir çok sorun varken sadece sınavla bunun giderileceğini düşünmek bana pek mantıklı gelmiyor eğer barolar birliği tüm sorunlarımızı giderecekse o zaman sınavı inanın herkes destekler ama sadece bu sınavla sorunların önüne geçilmek isteniyorsa bu bizim yaralarımıza pansuman bile olmaz.Orada okuduğum bir avukat arkadaşımız şunu söylemiş daha önce mecliste bir noter varmış o kişi tek başına noterler açısından faydalı işlere imza atmış şu anda mecliste yüze yakın avukat var peki bunlar niye bizim sorunlarımızla ilgilenmiyor ya da daha da önemlisi bunlarla niye sorunlarımız için konuşulmuyor…

  6. ibrahim büyüktorun diyor ki:

    ben stajer avukatım avukatlık sınavının mesliğimize hiçbir saygınlık getirmeyeceği avukatların hal ve tavırları avukatlık mesleğine saygınlık getireceği kanısındayım şuanda avukatlık ruhsatını almış meslektaşlarımın bizede sınav konursa seve seve gireriz demesi bana çok da inandırıcı gelmiyor TBMM sinin hakkaniyete uygun yeni bir yasa tasarısı hazırlayacağından şüphem yok iyi günler……
    Avukatlık sınavını destekleyen meslektaşlarımdan bir isteğim var o zaman noterlik kanununda değişiklik yapılarak bundan sonra noterlik içinde sınav şartı getirilmesi konusunda desteklerini bekliyorum….

  7. Zeki Dova diyor ki:

    Avukatlık sınavı, üniversiteye başladığında böyle bir uygulamanın gündemde olmadığı kişilere uygulanmamalı çünkü bu durumda bu kişilerin ”SINAV OLACAĞINI BİLSEYDİK HUKUK FAKÜLTESİNİ TERCİH ETMEZDİK” şeklinde olacak etkili ve haklı savunmaları karşısında adalet çaresiz kalır. Bunun yerine Hukuk Fakültelerindeki eğitim seviyesi yükseltilmeli, Avukatlık mesleğinin iş alanları artırılmalı (mesela her türlü sözleşmede Avukat imzası aranmalı veya evlenme bir akit olmasına rağmen nikahı avukat değil nikah memuru kıyar nedense v.s) ihtiyaç kadar avukat yetiştirilmeli. Bunun dışındaki uygulamalar adil olmayacağı gibi hukuk fakültesini bitirmiş bir kimsenin elinden bir sınavla avukatlık hakkının alınmasının KİŞİ HAKLARINA SALDIRI olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda bu usul üniversitelerin yetersizliğinin kanunla tescili ve avukatlığını sınavda başarısız olarak kaybetmiş kimseler sayesinde iş hacmi genişleyen sayın meslektaşlarım, siz bu durumda kazancınızın helal olduğundan emin olabilirmisiniz. Bu, bir çeşit rakibini öldürerek arz talep dengesini bozup kazanç sağlamaya benzemiyor mu? (BU KANUNUN ÇIKARILMASINDA ETKİLİ OLAN KİMSELERE İLETEBİLİRSENİZ MEMNUN KALIRIM)

  8. Tevrat şahin diyor ki:

    sayın Av.şamil demir bey dedıklerınıze sonuna kadar katılıyorum haklısınız onune gelen avukat oluyor ve her sene yuzlerce avukat oluyor ama bu sorunun koku mezun olanlara nasıl yansır bu durumu hıc mı hıc mantıklı bulmuyorum.CUNKU BIZ BU BOLUMU SECERKEN NE BUNDAN HABERDARDIK NEDE boyle bır durum soz konusu idi.Bu adeta ceza-i yaptırım gıbı bır kelepceleme yontemınden farksızdır bence eger ceza olarak bu duzenleme bıle getırse bunada saygı duyuyorum ANCAK CEZA-İ YAPTIRIMLARDA BILE YASALARIN GERIYE YURUMZLIGI ILKESI VAR adam oldurenlere bıle lehe yasalar uygulanır kı bız hukuk fakultesı okuyarak bu katıllerden de dahadamı agır suc ısledık bu NASIL BIR HUKUM NASIL BIR SISTEM MEZUN OLANLARA NASIL YANSIR BENIMLE AYNI SIRADA OTURAN ARKADASLARIM AVUKATLIK RUHSATINI ALIYORDA BEN STAJ ASAMASINDA OLDUGUM ICIN SINAVA MECBURI TUTULUYORUM SIZCE BU MANTIKLIMI EGER BU SISTEM UYGULANACAKSA TURKIYE BAROLAR BIRLIGINE TUM KAYITLI AVUKATLARIN BU SINAVA GIREREK SINAVI KAZANMAYANLARIN RUHSATLARININ IPTAL EDILMESI UYGULANIRSA BEN DE BU SISTEMDEN YANAYIM.CEVAPSIZ BIRAKMAZSSANIZ SEVINIRIM SIMDIDEN
    TESEKKURLER

  9. Av. Şamil DEMİR diyor ki:

    Yazdıklarınız görüşlerimi pekiştirdi. Henüz sınav söz konusu değil. Sınav diplomasının hakkını verebileceğine inanan hiç kimse için sorun olmamalı. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin gerekçesi de yeni yasal düzenlemeye yön verecektir. Yine yapılacak yasal düzenlemede eskisinde olduğu gibi geçici maddeler ile mevcut hukuk fakültesi öğrencileri ve avukat stajyerlerini kapsam dışı bırakılması söz konusu olabilir. Böylece geçiş döneminin sancısız olması sağlanabilir.

  10. Mehmet Doğan diyor ki:

    Sayın Av. Şamil bey; ben ruhsat başvurusunda bulunmuştum, fakat şu an askerde olduğum için yemin törenimi ancak şubat ayında yapıp, ruhsatımı o zaman alabileceğim. Söz konusu yasal düzenleme bu tarihten önce yapılırsa, ruhsatımı henüz almadığım için benim için bir sıkıntı doğar mı? Av. K m.9 uyarınca; Avukatlığa kabul ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade eder. Yani henüz ruhsatımı almadğım için, çıkacak yasal düzenleme beni nasıl etkiler??? Desteklerinizi bekliyorum…

  11. Av. Şamil DEMİR diyor ki:

    Yapılacak yasal düzenlemede eskisinde olduğu gibi geçici maddeler ile mevcut hukuk fakültesi öğrencileri ve avukat stajyerlerini kapsam dışı bırakılması söz konusu olabilir. Böylece geçiş döneminin sancısız olması sağlanabilir.

  12. mehmet velat kandemir diyor ki:

    sayın AV.şamil bey bende şuanda stajyer avukatım stajımın bıtmesıne 2 ay 10 gün var benim durumum nasıl olur galıba yüksek mahkemenin verdigi karar gerekceli yazılacak resmi gazete derken 6 ayı buluyor ilginiz için şimdiden tskr

  13. sınav şart diyor ki:

    Özel üniversitlerle birlikte artık önüne gelenin avukat olmasının yolu açıldı. Sokağa çıkınca kolunun çarptığı avukat. Devlet hizmetli alırken bile sınava tabi tutmakta. Türkiyede sınavsız girilebilen tek meslek avukatlık. Dünyada zaten Türkiye dışında tüm avrupa ülkeleri avukatlık mesleği için sınav uygulamakta. Bazıları diyor: sınav olduğunu bilseydik hukuk fakültesine girmezdik. Hukuk fakültesi hukukçu yetiştirir avukat değil. Nasıl hukuk mezunu sınavsız hakim olamıyorsa avukatta olamamalı. Bugün sınava karşı olanların çoğu okulda öğrenci olanlar. Ama bilin ki yarın mesleğe girdiğinizde sınavın ne kadar gerekli olduğunu anlayacaksınız. Avukatlık mesleği özel bir meslek her önüne gelenin bu mesleğe girmesi beklenemez. Çünkü seviye düşmekte insanların avukatlara olan saygısı azalmaktadır. SINAVA MESLEĞİN KALİTESİ VE ÜLKENİN GELECEĞİ İÇİN ŞARTTIR.

  14. Sınav şart'a cevap diyor ki:

    Sınav iptal kanununun yürürlüğe girmesinden ve yeni yasa yapıldıktan sonra hukuk fakültesine girecek olanlara uygulanabilir.Hukuk fakülteleri tercihe göre hakim,savcı,avukat,noter v.s yetiştirir. Peki üniversiteye giriş yaşı malumunuz serbest. Bir kişi ikinciöğretim hukuk fakültesine sırf avukat olmak maksadıyla 35 yaşında girip 40 yaşında mezun olduysa;

    1) Bu kişinin girişte hakim savcı olma isteği varmıdır?
    2) Hukukçu yetişti. Bunu nasıl istihdam etmeyi düşünüyorsunuz?
    3) Bu zamana kadar sayısı çok az olan sahte avukatların geçmiştte dava kazandığını gazetelerden okumuştum bu konuda bir düşünceniz var mı? (Bu sahte avukatlar lise mezunu idiler)
    4) Birkaç müteahhidi zengin edeyim diye istihdamı düşünmeden her yere üniversite açan zihniyet şu an çok rahat ve kazançlarını katlarken toplumun önemli bir kısmı neden süpriz bir meşakkate maruz kalsın? Bu adalet mi?
    5) Bir grup mezun bir kulisle bu sınavdan kurtulmuşken (Bunların içinde mezun olduklarında sınava tabii olacaklarını bilen de vardı) Bu sınava hemen karar verimesi yapılması adil mi?
    6) Kazanılmış haklar kime nasıl uygulanacak?
    7) Noterlik neden sınavla değil?

    Burda sınırlı alanda bu kadar yazabiliyorum yoksa bu konuda kitap yazılabilir. BU SINAVIN KALİTEYİ ARTIRMAKTAN ZİYADE PASTAYA ORTAK KABUL ETMEMEK MAKSATLI OLDUĞUNU MUHTEMELEN BİLİYORSUNUZ VEYA BİLMEK İSTEMİYORSUNUZ. SİZ GERÇEKTEN BİLMİYORSANİZ BUNUN BÖYE OLDUĞUNU ÇOĞU KİMSE BİLİYOR.

  15. kayseri diyor ki:

    Arkadaslar bu sınav gereklidir çünkü; yanlış politikalar izlenmesi sonucunda cok sayıda hukuk fakültesi açılmıştır… (vakıf veya devlet farketmez, ikiside emeğe dayalı bitiriliyor) atatürk üni. mezunuyum ve stajyer avukatım ancak sınavın beni kapsayıp kapsamayacağını yeni yasa metni ile öğreneceğiz…

    Tabi sınav gerekli olmakla birlikte bu sınavın ne şekilde uygulanacağı da çok önemlidir… hakimlik sınavı tarzında sorular olacak ve osym yapacaksa bu sınav faydalı olacaktır… yok bu sınav staj eğitimi ile alakalı bir sınav olacaksa hiç de adil ve faydalı olamaz… mesele ankara barosunda staj yapan biri ile muş, kırşehir vb. gibi küçük şehirlerde staj yapan biri bir olabilir mi; tabi ki olamaz…

    Bu sebeple sınav hakimlik sınavı tarzında olmalı ve osym tarafından yapılmalı… staj öncesi sınav olmalı…

    Hukuka güven ilkesinin yıpranmaması için de bu sınav yeni yasanın yürürlüğe girmesinden sonra hukuk fakültelerine girenlere uygulanmalı…

  16. metin apaydın diyor ki:

    Merhabalar ben sınavın gereksiz ve anlamsız olduğu kanısındayım. Bu fikrim mesleğe girişimin bir ya da iki yıl uzayacağından değil sınavın söylenen amacı ve niteliği açısındandır.

    Mesleğin kelitesi ve istenilen standartları gaye olarak açıklanıyor. Tam aksine sınav her ne kadar meslek ilkelerinide içerse tamamına yakını teori üzerine olacak. Ancak Avukatlık mesleği bilindiği üzerine pratiğe dönüktür.Teori yüklü bir sınavı geçen bir insan yine pratikte adliyede bocalıyacaktır. Bunun yerine bir yıllık staj evresini daha kaliteli olarak geçirilmesi iiçin barolar üzerine düşenleri yapmalı. Yeni uygulamalar getirmeli… Kaldıki siz hukuk mezunlarına 4 yıllık fakülte hayatı boyunca ezberlediği bilgileri tekrar bir sınavda yeniden kağıda dökmesini istiyorsunuz.. O zaman 4 yıl sonra bir sınav daha yapalım… Hukukçuya ezber gerekmiyor, hukuk güncel bir branştır sürekli kenini yenileyen bu sebeple bir av. gerektiğinde zaten kanunu elinden düşürmez 30 yıllık üstad olsa bile.

    Sayın Şamil Bey yazınızda Avukatlığın kamu hizmeti yönünü vurgulamışşınız ama unutmayalım ki kamu hizmeti yürüten SERBEST meslektir. Avkutalık aynı zamanda niteliği itibariyle serbest meslektir. Serbest bir meslegin bir memuriyet gibi sınava tabi tutulması Avukatlık mesleğininin niteliğiyle uyuşmaz ve mesleğin itibarından bahseden lerin aksine sınav mesleğin itibarını bu yönüyle zedeyeceğini düşünüyorum…

    Hukukla bağlantısı olsun olmasın bir çok insan avukatların sayısından (nitelikli veya niteliksiz) şikayetçidir. Birde aksi yönden ülkenin genel durmuna bakalım. Ülkede suç oaranı yüzdesi her yıl artmakta (haberlerde sık karşılaştığımız hapishanelerin dolduğu yöndeki haberler vb..) Adliyelerdeki dosya yükünü ve gittikçe artığını hepimiz bilmekteyiz. Adli yardım kavramının ülkemizde insalar tarafından yeni yeni farkedildiği de açık ve adli yardım bürolarında ki yoğunluk bunu gösteriyor. Ülkede insanlar daha haklarının bilincine yeni varıyorlar. Buda insaları mahkemeye dolayısyla hukuki yardıma yöneltiyor.yukarıda arkadaşların yorumlarında değindiği üzere bir çok hukuki işlemlerde av. uzak tutuluyor. Burda ki sebepler bize avukat ihtiyacının ne kadar çok olduğunu gösteriyor…

    Ben meslğin ve hukukun itibarının bir sıvavla yada meslek içinde düzeltilmeyeceği aksine meslek dışındaki başka kurumlara karşı duruşla buda mesleki birliktelikten doğar.böyle kazanaılacağı kanısındayım adliyede yada başka bir kurumda avukatın konumunu hepimiz biliryoruz… Mesleğin itibarının zedelenmesi bence lütfen saygızılık olarak algılanmasın ben üstadları sorumlu turuyorum halk yada adli personel dahil avukatlık için deyim yerindeyse üçkağıtcı güvenilmez canbaz biri olarak tanımakta bazı avukatların hukuktan uzaklaşıp bunu ticaret dökmesinden kaynaklanıyor. Üstelik stajerlerine de mesleği böyle lanse ediyorlar. Kaygı verici.

    Niteliksiz AV. diyorlar daha stajerken bir avukatı siz sosyal güvencesini bile sağlayamazsanız. maddi kaygılar içerisinde bırakırsanız bu adam stajda mesleği öğrenmek yerine maddi ihtiyaçlarına yönelecektir üstadlar bunun yılladır farkındalar. kolayı sınavı yapmak yerine lütfen itibarınız için niteliğiniz için bunlarada yönelin…
    Niteliğinin düşmesindeki ön büyük sebep yerli yersiz fakültelerin açılmasıdır. Rant uğruna halk avcılıcı uğruna bir çok vakıf ünv. açılmakta ikici öğretimler açılmakta devletin asli bir öğesi olan hukuğun böyle ucuz uygulamalarla niteliği düşmektedir. Üstelik hukuktan nitelikten bahseden insanların bu noktada fırsat eşitliğini düşünmesni isterim… Vakıf ve devlet ünv emekle bitirilsede aynı emekle kazanılmaz… Avukatlıkta nitelik ve itibar, hukuk fakültesini bitirip sınava tabi tutmakla değil; hukuk eğtiminin başlangıcında aranmalı ve bu yönde çalışmalar yapılmalıdır…

    Birde arkadaşlar hukuk bürolarına adliyelere bakın çalışanlar kim kaç tanesi hukuk fakültesi mezunu takip elamanı adı altında emeği ucuza mal eden hukukçular var Hukukta takip elamanı diye bir kavram var mo? O bürolarda hukukla ilgisi olmayan insanlar çalışmasa bir çok avukat işini daha rahat bulur bu yönde düzenleme yapılmalı..

    Sınavın piyasallaşmaya neden olacağı tartışılabilir ama sınavın mevcut var olan piyasayı av sayısının azalması ve geç mesleğe girme sebebiyle piyasayı önceki av.lara daha genişleteceğide kaçınılmazdır… Bazıları büyük olan pasta baylarını koruyabilir. sınavla…..
    sayının azalmasıyla piyasanın genişlemesi yada mevcut piyasallaşma yok diyenlernden akılcı bir temeldendirme de beklenmektedir………
    sınava olumlu bakanlar mevcutstatüko geregi farkında olsun olmasın konumlarını korumak isteme eğilimi olanlardır..
    Sınav gelsin yada gelmesin hukuk fakültesini seçen bir öğrenci Av. sınavı olmayacak bilinciydeyde ve öyle başlamışsa bu kuşkusuz kazanılmış haktır. Kaznılmıuş hak burdan başlar…
    Avukatlık saygın ve netelikli bir meslektir. Bu saygınlık ve nitelik mesleğe girişte değil eğitime girmekle yani okulda başlanmalı ve insanlar orda elenmelidir.
    Hukuk herşeyden üstündür…. her türlü menfaatin de.

  17. apaçık diyor ki:

    kim ne söylerse söylesin. sorun apaçık ortada. öncelikli olarak yapılması gereken şey hukuk fakülteleri kontenjanlarının sınırlandırılması ve gerekli şartları tam olarak sağlayamamış (öğretim elemanının yeterli olmaması, fakülte fiziki şartlarının oturmamış olması vs.) hukuk fakültelerinin, alt yapısı sağlam ve gerekli şartları sağlayabilmiş diğer hukuk fakülteleriyle birleştirilerek yetersiz görülen hukuk fakültelerinin kapatılması. sadece avukatlık mesleğinin değil, genel olarak hukukçu sıfatının gelecekte saygınlığını yitirmemesi ve kalitesinden ödün vermemesi için de bu şart. mecliste bulunan 100 kadar hukukçuyu göz önünde bulundurursak bu, söylenmesi kadar yapılması da kolay bir iştir. tabi ilgilenen için…

  18. orfan handar diyor ki:

    bu sınava tüm vatandaşlarımız girsin kazananlar avukat olsun…
    özellikle cezaevinde olan vatandaşlarımızın daha başarılı olacağına inanıyorum…
    bırakın şu sınav psikolojisini artık böylelikle daha iyi avukatlarmı yetişeceğini sanıyosunuz.bu yollardan vazgeçinde başka yollar bulmaya çalışın.işe hukuk fak.kontenjanlarını düşürmekle başlayın.

  19. zeynep atacan diyor ki:

    hemen hemen 2 saate yakın bu konuyu araştırıyorum hiç bir söylenene yorum yazmak istemedim ama sayın orfan bey’in söylediklerine sonuna kadar katılıyorum. Bu millet deneme tahtası olmaktan bıktı sorunu en sonundan değil en başından ele almak lazım yani hukuk fakültesine girişte ek bir sınav yapılmalı mesela. Tam mesleğe adım atarken olmaz sınavı kazanamayanlar ne yapacaklar peki Ülkemizdeki çoğu kişinin maddi durumu sınavı kazanıncaya kadar beklemeye el vermez, kimse bu yönden bakmamış ama insanların ekmeği ile oynamaya kimsenin hakkı yok

  20. asli aysu diyor ki:

    Samil Bey; elimizde net bir bilgi olmamakla beraber tahmininizi ogrenmek istiyorum. 2009 yilinda hukuk fakultesinden mezun oldum ancak staj egitimine baslamadan yurt disina ciktim master amacli. Dolayisiyla su anda ulkemde ne ogrenciyim ne de stajyerim. Bu sinavin benim durumumda olanlari kapsayip kapsamayacagina dair dusuncelerinizi merak ediyorum. Yani diyelimki yasa maddesine duzenlemeyle beraber yururluge girdigi tarihteki mezun durumundaki ogrencileri ve stajer avukatlari kapsamadigina dair bir duzenleme yapildi diyelim. Ancak ben iki gruba da dahil olmuyorum.

  21. Av. Şamil DEMİR diyor ki:

    Siz de mezun olarak degerlendirilirsiniz. Herhangi bir sorun yasayacaginizi sanmiyorum.

  22. mehmet ali diyor ki:

    bugüne kadar sınav yoktu avukatlık meslegini icra edebilmek için mesleğin kalitesi ortada ancaak bu sınavlada çözülebilecek birsey değil bu meslegin saygınlıgı düsecekmiş nedeni ne ? cevap: vakıf üniversitelerinden niteliksiz avukat adayları türüyormus insaf meslegin kalitesini adliyelerde staj yaparken görüyoruz sayenizde hak ettiğimiz hiç bir seyi alamıyoruz bu mesleği yıllarca yıpratarak bu hale getiren bu meslegi hayasızca onursuzca sürdürenlerdir bunuda yapanların aslında sınava tabi olması gerekir herhalde önceden vakıf ünivesitesi mezunları yoktu ve meslek öylesine onurluydu ki son 2 3 yılda birden meslek ayaklar altına düştü kendinizi fazla begenmeyin arkadaslar sonucta öss de bir ölçüt degil

  23. ömer utku levent diyor ki:

    Av.Şamil Bey Anayasa Mahkemesinin iptal kararları bilindiği gibi geriye yürümez.Bu durumda meclisin yeniden bir düzenleme yapması gerekecek.Meclis bu düzenlemeyi yapmazsa bir boşluk doğacak.Böylelikle Anayasa Mahkemesinin kararı havada kalacak.Benim sorum şu meclis bu düzenlemeyi yapmaz ise bunun bir hukuki karşılığı var mı?Varsa ne?Bir de meclisin bu düzenlemeyi yapmasını kim sağlayacak?

  24. Av. Şamil DEMİR diyor ki:

    Yasama organini yeni duzenleme yapmaya yoneltecek sey bir baski ya da guc degil devlette devamlilik ilkesi ve teamuludur. Simdiye kadar butun iptal kararlarinin sonrasinda, iptal gerekcesine uygun bir duzenleme “gec de olsa” yapilmistir.

Cevap / Yorum Yaz