Harçlar Kanunu ‘nun 123. maddesininin 2. fıkrasını hiç okudunuz mu? İnsanı şaşkına çevirecek, eşitlik, adalet duygusunu sarsacak “acaba sömürge ülkesinde mi yaşıyoruz” dedirtecek bir hüküm sevkediyor:
Madde 123
Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır.
- Esnaf ve Sanatkar Kooperatifleri,
- Kredi Kefalet Kooperatifleri,
- Bankalar,
- Yurt Dışı Kredi Kuruluşları,
- Uluslararası Kredi Kuruluşları,
alacaklarını temin etmek için yaptıkları ipotek, rehin ve icra takibi gibi işlemleri nedeniyle harç ödemeyecekler. Neden? Çünkü paraları az! Harçlar Kanunundaki bu maddeden bir hukukçu olarak utandığımı ifade etmeliyim.
Şimdiye kadarki uygulamamızda, adliye ve devlet dairelerindeki harç tahsil etmeye görevli devlet memurları bu maddeyi görmezden gelerek diğer sahis ve kurumlardan aldıkları bu harçları sayılanlardan da almaya devam ettler. Ancak elde ettikleri bu parasal haktan yararlanmaya istekli yukarıda sayılı kuruluşların açtıkları davalar neticesinde, bu açık hüküm karşısında Yargıtayın da direnci kırıldı ve harçtan muafiyeti kabul eden bir karar verdi.
Banka kredi alacaklarına ilişkin takipler, icra dairelerinin iş yükünün neredeyse yarısına yakınını oluşturmakta. Yine bu kredilerin temini için alınan ipotek ve rehinlerin de çoğunluğu yine bu kurumlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Devletin cebri icra organından en fazla yararlanan bu kurumların aldığı bu hizmet karşılığında harç ödememelerinin mantığını nedir? Kamu hizmeti yapıyor olmaları mı? Borçluyu masraftan korumak mı (!). Yoksa en temel devlet unsurlarından yargının hizmetlerini, “para yöneten şirketlere” bedava sunmak gayesi midir?
Bahsedilen Yargıtay Kararının sonuçları yaygın olarak uygulanmaya başladığında, hazinenin çok yüksek meblağlarda harç kaybı olacaktır. Ortaya çıkacak meblağ göz ardı edilecek bir miktar değildir. Kanun koyucu uluslararası kredi kurumları ve bankaların kar hesaplarına alet olmamalı ve buna dur demeli, Harçları Kanunundaki bu muafiyeti kaldırmalıdır.
Konu hakkındaki son Yargıtay Kararı:


Meslektaşıma katılmamak elde değil. Sendika vekiliyim, küresel kriz sebebiyle işverenlerce işten çıkartılan, maaşlarını ve sosyal haklarını alamadıkları için 4857 sayılı yasanın 24 II E maddesi çerçeverisinde iş aktilerini fesheden işçilerden 2010 itibariyle %5.9 harç istenmesi utanç verici. Bu ülkenin gerçek sahipleri ile yargı arasındaki harç engelinin küresel sermeyeden istisna kılınmasını kabul edemiyorum. Bu durumu davalarını takip ettiğim asgari ücretli insanlara anlatamıyorum.