AVUKAT ŞAMİL DEMİR | ANKARA Rotating Header Image
Yazdır Yazdır

Kutsal saydığımız değerler üzerine yemin

HUMK değişikliği alıştığımız birçok konuda da değişiklikler getiriyor. Bunlardan en göze çarpanlardan birisi de delil olarak yemin teklifi ya da tanıklık öncesinde yapılması gereken yeminin metnindeki değişiklik. Hakimin yemin teklifi ve yemin edecek kişinin yemini şöyle olacak:

Hakim: “Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?”

Tanık / Yemin teklif edilen kişi: “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum”

Böyle bir değişiklikle çok değişik dünya görüşü ve yaşam tarzını benimsemiş insanların da manevi değelerine hitap edilerek onları dürüst davranmaya teşvik etmek amaçlanıyor. “Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum” şeklindeki mevcut yeminin kırsal bölgelerde amaca yönelik etkisinin halen kuvvetli olmasına karşılık, bu yeminin laiklik anlayışını benimsemiş kesimlerde ve dürüst olmak için lafzi baskılara ve törenlere ihtiyaç duymayan insanlar üzerinde pek etkisi olmayacağı açıktır.

Hukuk yargılamasında en son çare olarak kullanılan ve ispat için başka bir imkanın kalmadığı durumlarda karşı tarafa teklif edilen yeminin, aleyhe yol alan davayı, karşı tarafın yemin baskısıyla doğru söylemesi sonucunda lehe döndüğü, uygulamamızda çok çok nadir karşılaşılan bir durumdur. Yeminin amacı karşı tarafın içsel ve manevi bütün dinamiklerinin harekete geçirip dürüst davranmaya yöneltmek olsa da, kazanmaya odaklanılan bir davada “kutsal değerler” sıklıkla gözardı edilebilebilmektedir. Hatta başka şekilde ispatın mümkün olmadığı durumlarda yalan yeminden kaçınılmamaktadır. Bu nedenle yargının işleyişi açısından ve ispat aracı olarak pek de işlemeyen yeminin metninde yapılan kapsam genişliği amacına hizmet etmeyecektir. Üstelik yemin metninden “Allah”  kelimesinin çıkarılması, bu  kelimenin kimi insanlar üzerinde sağlayabileceği kuvvetli baskıdan da sıyrılmalarını sağlayacak, yeminin etkisini daha da azaltacaktır.

Ancak bir tanığa yapacağı tanıklık öncesinde ettirilecek yemin ve sonrasında verilecek ifadelerin doğruluğu hiç de korumasız değildir. Delil olarak yemin ederken rahatça gerçek dışı beyanda bulunabilecek kişiler, tanıklık sırasında bu kadar rahat davranamayacaklardır. Yalan yere tanıklık edilmesi halinde, adliyeye karşı işlenmiş suçlardan olan “yalan tanıklık” suçu oluşacağından, tanıkların üzerindeki baskı sadece “manevi değerlerle” sınırlı değildir. Ayrıca bu eylemleri nedeniyle yargılanıp hapis cezası almaları sözkonusu olacağından dürüstlük daha etkin bir şekilde sağlanmaktadır.

İlgili diğer yazılar

Cevap / Yorum Yaz