Biz orta halli avukatlar arasında büyük avukatlık bürolarının iş bağlantıları ve nasıl bu kadar iyi bilindikleri bir şehir efsanesi olarak kalır. Bizler de nasıl böyle büyüyeceğimizi düşünür, tartışır çenemizi yorarız. Ama bizim gibi avukatlar için işleyen fakat büyük abilerimizi için asla söz konusu olmayacak reklam yasağını aklımıza getirir ve yerimize otururuz. Sitelerimize yazacak şey bulamayız, kartvizite benzer gariban dizaynlarla yetiniriz.
Peki büyük olmak için ne yapmak lazım? Örneğin Legal 500 ‘e kaydolabilirsiniz. Hatta yanıp sönen reklamlar bile verebilirisiniz. Legal 500 sizi en büyük bürodan daha az büyüğe doğru sıraya dizer, hatta Türkiye sayfasında reklamın yasak olduğundan bahsettikten sonra tek tek büyüklerimizi tanıtır. Nedense bu dizine kaydolan büyüklerimizin pek azı [av.tr] uzantılı alan adı kullanır. Afedersiniz unutmuşum [av.tr]
orta halli avukatlar içindi. Onların yerlerinde oturması için…
Legal 500 ‘ün hizmetleri bununla da bitmez. Büyüklerimizin Legal 500 sayfasında listelenmesi yetmez onların bulunduğu lüx kataloglar basar ve yan firma Legalease ‘te, 120 İngiliz Sterlini fiyata satar! İnsanlar ve şirketler dünyanın kıtalarına göre ayrı ayrı basılarak her yıl çıkan bu kataloglara para öder ve içinde kimbilir nasıl tanıtılan büyüklerimizin değil benim kapımı çalar (!) Çünkü ben ticarethane değil “avukatlık bürosu” sahibiyimdir. Benim etik kurallarım ve yasaklarım vardır.
Birileri çıkıp da bu başıboşluğa dur demeyecek mi? Reklam yasağı sadece Türkiye’de mi geçerli? Bazılarımızın dokunulmazlığı mı var? Reklam yasağından her yıl yüzlerce avukat küçük ayrıntılar nedeniyle soruşturma geçirirken reklamın alasını yapanlar bu ülkede avukatlık yapmıyor mu?
