AVUKAT ŞAMİL DEMİR | ANKARA Rotating Header Image
Yazdır Yazdır

Yargıtay ‘dan töre cinayeti suçunu ortadan kaldıran karar

Ülkemiz tarihinde sosyal bir olgu olarak karşımıza çıkan “töre cinayeti” yaygınlığı ve toplumda yarattığı infial nedeniyle ayrıca düzenlenerek Türk Ceza Hukukunda verilebilecek en üst ceza olan ağırlaÅŸtırılmuÅŸ müebbet hapis cezasıyla cezalandırılan bir suç olarak düzenlenmiÅŸti. Düzenleme ile amaçlanan, töre saikiyle iÅŸlenen cinayetlerin en ağır ceza ile cezalandırılarak bu toplumsal olgu ile en sert ÅŸekilde mücadele edilmesiydi.

Cezanın caydırıcı etkileri gözlenmekte iken, Yargıtay 1. Ceza Dairesi verdiği bir bozma kararı ile,mahkemelerin töre cinayeti nedeniyle karar vermesini neredeyse imkansız kılacak şekilde, kanunda sözü edilmeyen bir suç unsurunu, töre cinayeti suçunun unsuru olarak ekledi. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi karşısında suça eklenen bu yeni unsurun değeri tartışmalı olmakla birlikte, suçun oluşmasını engelleyen yeni bir ispat şartı aranması, töre cinayeti açısından kanundan beklenen önleyici etkinin tamamen ortadan kalkmasına neden olacağa benziyor. Kararı veren dairenin bir üyesinin de eleştirdiği karara ilişkin haber aşağıda dikkatinize sunulmuştur.

Töre cinayeti`ne yeni tanımlama

Yargıtay, bir cinayetin “töre cinayeti” sayılabilmesi için “aile meclisi kararı“nı ÅŸart koÅŸtu.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, töre cinayetlerinde “aile meclisi kararı” alınmış olmasını ÅŸart koÅŸtu. Yargıtay`ın bu kararına göre, “aile meclisi” nin verdiÄŸi karar sonrası cinayet iÅŸlendiÄŸi ispatlanmazsa sanıklar “töre” suçundan hüküm giymeyecek ve daha az ceza alacaklar.

Yargıtay, verdiÄŸi kararda, “KardeÅŸe, çocuÄŸa ve gebe olduÄŸu bilinen maktüleye karşı iÅŸlenen öldürme suçunun alınan aile meclisi kararı sonucu gerçekleÅŸtirildiÄŸini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı bu nedenle suçun töre saikiyle iÅŸlendiÄŸinden söz edilemeyeceÄŸi anlaşıldığı halde, 5237 sayılı TCK`nun 82/1-d-e-f maddeleri yerine 82/1-d-k maddeleri uyarınca karar verilmesi bozmayı gerektirmiÅŸtir” görüşünü dile getirdi.

Yargıtay`ın verdiÄŸi bu kararın ardından töre cinayetlerinde “aile meclisi” kararı alınmış olması kriteri aranacak. Töre cinayetlerine iliÅŸkin yapılacak olan soruÅŸturma sonrasında “aile meclisi” kararı alındığı ispatlanırsa, azmettirenler suçundan mahkum olacak. Bu suçlarda “aile meclisi” kararı alındığı ispatalanamazsa suça azmettirenlerin beraat etmesinin önü açılacak.

Bu karar, hak ettiği eleştiriyi alacaktır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi`nin töre cinayetlerine iliÅŸkin verdiÄŸi bu kararı aynı dairenin üyesi olan Salih Zeki İskender eleÅŸtirdi. İskender, töre cinayetlerine iliÅŸkin düzenlenen bir sempozyumda bu kararı eleÅŸtirerek, “Töre cinayetlerine uygulanan yasa maddesi iÅŸlevsiz hale gelecek” dedi.

Töre cinayetlerine azmettirenlere gün doğacak.

İskender, bu karar yüzünden töre cinayetlerine azmettirenlerin beraat edebileceÄŸini de belirtti. Yargıtay`ın bu kararının yerleÅŸmeyeceÄŸini ve öğretiden hak ettiÄŸi eleÅŸtiriyi alacağını umduÄŸunu kaydeden İskender, “Sosyolojik bir kurum olarak aile meclisi gibi bir kurum yoktur. Sosyolojik olarak, olmayan bir kurumun varlığından söz edilemezse, vereceÄŸi kararın aranması da doÄŸru olmaz” dedi.

Aile meclisi kararı, suçun kanıtının zorunlu unsuru değil.

İskender, konuşmasında şu görüşleri dile getirdi:

“Töre saikiyle öldürme adı üstünde bir saik suçudur. “Çok failli bir suç” deÄŸildir. ÇoÄŸunlukla öldürülecek ve öldürecek olan aile meclisi kararlarına konu olduÄŸu bir gerçektir. Ancak kiÅŸinin tek başına bu kararı alması olanaklıdır. Yeter ki töre saikiyle öldürme eylemini gerçekleÅŸtirmiÅŸ olsun. Bu bakımdan, öğretide ve uygulamada ileri sürülen görüşlerin aksine “aile meclisi kararı” töre sakinin bir kanıtı sayılabilirse de suçun zorunlu unsuru deÄŸildir. “Aile meclisi kararı” varsa bu karara katılanların hukuksal konumları “suça katılma” kurallarıyla çözülmesi gereken bir sorundur. Failde `töre saikinin` bulunduÄŸunun kabul edilebilmesi için, ölüm kararının “aile meclisi” tarafından alınması, suçun aile mensubu bir kiÅŸiye iÅŸlettirilmesi, maÄŸdurun çoÄŸunlukla aile bireyi olması ve törelere göre “meÅŸru” sayılan bir davranış nedeniyle gerçekleÅŸtirilmesi gibi (evlilik öncesi cinsel iliÅŸki, zorla evlenmeye karşı çıkma gibi) ölçütlerden yararlanılabilirse de, bunun somut olayda tespiti oldukça güç görünmektedir. Özellikle öldürülenlerin yakınları, suça katılmasalar bile törenin kurallarına boyun eÄŸerek bu nedenle yakınlarının öldürülmesine göz yummakta ve davaya katılmadıkları, gerçeÄŸin ortaya çıkarılmasında adli makamlara bilgi vermedikleri genellikle gözlenmektedir.”

2008-08-28 DunyaBulteni.Net

İlgili diğer yazılar

Cevap / Yorum Yaz