Avukatın haklı ya da haksız azli, azilden sonra avukatın hakları ve Yargıtay kararları

Rekabetçi ekonomik şartların yanında ekonomik kaygılarla uzmanı olunmayan işlerin kabul edilmesi, müvekkillerin aşırı beklentileri ve bilgisizlikleri, yaşanacak türlü anlaşmazlıklar avukatların azil edilme tecrübesini yaşamasına neden olabilmektedir.Azil yarattığı hukuki neticeler açışından oldukça önemlidir. Azlin “haklı” olup olmadığı üzerinde en çok durulması gereken konudur. Çünkü azil ile birlikte bunun haklı bir nedene dayanıp dayanmaması, vekil – müvekkil arasında belirlenmiş ya da belirlenmemiş vekâlet ücretinin durumunu da doğrudan etkileyecektir.

Avukatın haklı azil sebepleri listelenirken Yargıtay’ın yerleşik kabulleri dikkate alınacak ve birçok Yargıtay kararında sayılan sebepler derlenerek avukatın azline denen olacak durumlar aşağıda listelenmiştir.

Avukatın azil sebepleri:

  • Avukatın kusurlu davranışları nedeniyle güven ilişkisini sarsılması
  • Avukatın özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi
  • Sürelere uyulmaması, sürelerin kaçırılması
  • Mazeretsiz duruşmalara girilmemesi
  • Disiplin ve cezai soruşturma gerektiren fiiller
  • Yatırılması gereken masrafları en kısa sürede bildirme yükümlülüğüne aykırı davranış
  • Vekilin vekalet ilişkisi sürerken müvekkili hakkında icra takibine girişmesi
  • Kurum müvekkillerin yasalara uygun yönergelerine uymama
  • Müvekkilin bilgi alma ve hesap isteme hakkının kısıtlanması, yerine getirilmemesi
  • Hasımın da vekili olmak – menfaat çatışmasına neden olmak

Azil ve neticeleri konusunda fikir verebilecek Yargıtay Karar Özetleri:

  • Azil her ne kadar haklı ise de davacının sarf ettiği emeği, mesaisi, üstlendiği işi getirdiği durumu nazara alınarak uygun bir ücretin takdir ve tayin edilmesi hakkaniyete uygun olacaktır. Bu doğrultuda bir bilirkişi raporu alınarak bu bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmalıdır. Ayrıca vekaletten istifa ve azil her zaman için mümkün olmakla azil haksız ise, davacı kalan süre sonuna kadarki ücretin tamamına hak kazanır. Ancak davacının işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat ettiği şeylerin ücretinden indirilmesi gerekir
  • Taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığına göre davacının azil tarihi itibariyle hak edeceği ücretin hesabı yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekir.
  • Davacının tutum ve davranışları avukatın özen yükümlülüğüne uygun olmayan kusurlu davranışlar olup, güvensizlik yaratacağının dolayısıyla azlin haklı olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan sonlandırılan işler için davanın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerine göre avukatlık ücreti belirlenmesi gerekirken, bu ilkeye uyulmamış olması isabetsizdir.
  • Taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir bu nedenle azil tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Kanununu gereğince dava konusu miktarın % 10-20 arasında bir vekalet ücretinin takdiri gerekir. Mahkemece anılan yasa hükmü gözetilerek davacı avukatın hak ettiği vekalet ücreti tutarı belirlenmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece avukatlık asgari ücret tarifesine göre avukatlık ücretinin belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
  • Avukatın haksız olarak azli halinde ücretin tamamı azil edilen vekile verilir ancak, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise, yani azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez. Haklı olarak azledildiği halde, azle yol açan davranışının davalı aleyhine herhangi bir sonuç doğurmayan ve azle neden olan davranışı iş sahibine zarar vermeyen avukatın, azil tarihine kadar sarf ettiği emek ve mesaisine karşılık adalete uygun bir avukatlık ücretinin ödenmesi hakkaniyet gereği olarak kabul edilmelidir.
  • Müvekkilin azil bildiriminde gösterdiği sebeple bağlı bulunduğu, sonradan başka sebepler ileri süremeyeceği yönündeki görüşün, Borçlar Kanunu bakımından herhangi bir dayanağı mevcut olmadığı gibi; Usul Hukuku yönünden de kabulü mümkün değildir. Davacıların avukat olmaları ve taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin davacıların bu sıfatlarından dolayı kurulmuş bulunması nedeniyle, somut uyuşmazlık bakımından <özel kanun> niteliği taşıyan Aukatlık Kanunu da, bu yönde herhangi bir özel hüküm içermemektedir. O halde somut olayda, davalı tarafın, azil iradesinin bildirimine ilişkin ihtarnamesinde açıkladığı azil sebebiyle bağlı bulunmadığı, görülmekte olan davada yeni ve başkaca azil sebeplerini bildirebileceği, azlin haklı olduğu yönündeki savunmasını da bu sebeplere dayandırabileceği kabul edilmelidir.
  • Davalının azilde haklı olup olmadığının araştırılması, azlin haklı olduğunun tespiti halinde azil tarihine kadar sonuçlandırılan davalar dışında davacının avukatlık ücreti isteyemeyeceğinin gözetilmesi, azlin haklı olmadığının tespiti halinde bilirkişilerden denetime elverişli açıklayıcı rapor alınması suretiyle davacı alacağının hesaplanması gerekir.
  • Davalı bankanın bazı şubelerinin vekilliğini üstlenen davacının vekillikten azledilmesi nedeniyle kalan avukatlık ücreti alacağının tahsili talebi söz konusudur. Avukatlık Kanununa göre, aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemeyeceği gibi, avukatın kusur ve ihmalinden dolayı azledilmesi halinde de ücret ödenmez. Buna göre, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve yazışmalar göz önünde bulundurularak tüm takip dosyaları getirtilerek konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulundan davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, davalı bankanın davacıyı azlinin haklı olup olmadığı hususunda rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir.
  • Davacının, azle yol açan dosyasında ücrete müstahak olmadığı dikkate alınarak, davacının dayandığı ücret sözleşmesinde kararlaştırılan ücreti isteyemeyeceği, azil tarihine kadar takip edip sonuçlanan ve sonuçlanmayan diğer dava ve işler için avukatlık ücretinin miktarı, ilgili dosyalar incelenip azil anına kadar olan mesai ile yaptığı işlerin önemi ve işin bulunduğu aşama göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun olarak hesaplanıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
  • Taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin, ücrete ilişkin hükmü yasanın öngördüğü belli ve muayyen olma ve başarıya göre değişme koşullarını taşımamaktadır. Bu nedenle ücret sözleşmesi geçersizdir. Yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya sözleşme bulunmakla birlikte geçerli olmadığı durumlarda, avukatın hak kazandığı ücret tutarının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre saptanarak hüküm altına alınması gerekir.
  • İstifa ve azil hakkından önceden feragatı öngören veya zorlaştıran kararlaştırmalar geçersizdir. Bu nedenle, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan sözleşmenin 8. maddesinin, az yukarıda açıklanan ilkelere aykırı hükmüde geçersizdir. Ne var ki buna rağmen, azil haksız olduğu için davacı ücretin tamamına hak kazanır. Ancak, davacının işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği, yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeylerin ücretinden indirilmesi gerekir. O halde; mahkemece, uzman bir bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılmalı ve davacı avukatın ücretinden indirilmesi gereken miktar saptanmalı ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekir.
  • Mahkemece yapılacak iş; somut olayda hakkaniyete göre halin icabı takdir edilerek taraflar arasındaki adalet dengesinin korunması yönünde (bilirkişi incelemesi yapılmaksızın) bir karar vermekten ibarettir. Zira, başlanmış işin görülmesinin tamamlanması vekilin kusuru olmaksızın imkansız hale gelirse ücretin hakkaniyete uygun bir kısmının ödenmesi gerekir.
  • Vekalet ilişkisi güvene dayanan bir sözleşmedir. Davacı avukatın kendisine tevdi edilen bir bölüm işlerde ihmalkâr davranması müvekkilinin güvenini sarsar. Bu nedenle müvekkil vekili bulunan davacı avukatı azletmekte haklıdır. Böylece azil haklı olduğuna göre davacı avukat her hangi bir ücret isteyemez. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile isteğin kabul edilmiş olması bozmayı gerektirir.
  • Mahkemenin, sözleşmenin geçersiz olduğu davalar için avukatlık ücretinin davanın açıldığı ve icra takibinin yapıldığı tarihteki avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanıp ödenen miktar olan 120.000 TL nın tenzilinden sonra kalan meblağı davacı avukatın davalılara gönderdiği ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hükmetmesi gerekir.
  • İcra kovuşturmalarını takipsiz bırakan davacının azledilmesinin haklı bir nedene dayandığı gerçekleşmiş bulunmaktadır. Dava ve icra işlerinin yasal bir sebep olmaksızın uzun süre takipsiz bırakılması öteden beri kusurlu davranış sayılmaktadır.

Facebook yorumları

adet yorum

Powered by Facebook Comments

Bu yazı Avukat Sorunları, İçtihatlar kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Avukatın haklı ya da haksız azli, azilden sonra avukatın hakları ve Yargıtay kararları için 1 cevap

  1. Adnan Ateşer der ki:

    İş kanununu davasında tutmuş olduğum avukat bize dava hakkında hiç bir bilgi vermemektedir.telefonla ve yüz yüze görüşme taleplerimde bir türlü bir araya gelemedik işinin yoğun olduğu ve telefonlarınada ulaşamama gibi nedenlerle ancak dava ne aşamada ve nasıl sonuclanacak bilememekteyim.haklı bir davada haksız duruma düşmek beni üzmektedir. davayı iyi müdafa edemediği aşikardır. bu avukatı azletmek istiyorum şimdiye kadar girmiş olduğu davaların üçretlerini vermek istiyorum, ama bir türlü görüşemediğimiz için parasını verip davayı almak istiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>