AVUKAT ŞAMİL DEMİR | ANKARA Rotating Header Image
Yazdır Yazdır

Hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkilerde hak ve yükümlülükler

1-GENEL OLARAK

Her hukuki ilişki, karşılıklı haklar ve yükümlülükler içerir,  her iki taraf bu haklar ve yükümlülükler çerçevesinde sağlıklı bir ilişki kurmayı hedefler. Karşılıklı hak ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ise duruma göre tazmin sorumluluğunu gündeme getirebileceği gibi Ceza Hukuku sorumluluğunu da gündeme getirebilmektedir. Hekim ile hasta arasındaki ilişkide bir hukuki ilişkidir. Bu hukuki ilişkide de diğer hukuki ilişkilerde olduğu gibi tarafların hakları ve yükümlülükleri vardır.  Hekim hakları ve yükümlülükleri ile hasta hak ve yükümlülükleri kurulan hukuki ilişkiye göre farklılıklar arz  edebilecektir.  Bu nedenle genel olarak  bilinen hasta hak ve yükümlülükleri ile hekim hak ve yükümlülüklerini her olayın özelliğine göre incelemek ve değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Özellikle bu hakların birbirlerine karşı geliştiğini düşünmek hekim ile hasta arasında ki hukuki ilişkiye zarar verebilir. Hastanın hekimi seçme hakkına karşılık olarak hekimin hastanın tedavisini reddetme hakkı olduğunu kabul etmek gibi bir yaklaşım doğru olmayacaktır. Eğer bu yaklaşım kabul edilirse hastanın bilgi alma hakkına karşılık olarak hekimin bilgi vermeme hakkının olduğu gibi bir sonuç çıkabilecektir ki bu durum ciddi sorunların doğmasına yol açacaktır.

Devamını oku →

Yazdır Yazdır

Avukatlıkla birleşen akademik unvanlar ve yardımcı doçentlik

Avukatlık mesleği avukat sıfatı ile birlikte kullanılabilecek unvanlar açısından oldukça sıkı düzenlemelere tabidir. Öyle ki avukatlar akademik unvan dışında sahip olsalar da kanunların kendilerine bahşettiği başka unvanlarını avukatlık unvanı ile birlikte kullanamamaktadırlar. Yine avukatlar meslekleri ile bağdaşan ve bağdaşmayan meslekler açısından da ciddi sınırlamalara tabi tutulmuşlardır. Ancak mevzuatımızdaki düzenleme ve getirilen istisnaların yeterince açıklığa kavuşturulmamış olması özellikle Yardımcı Doçentlik unvanı açısından sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır.

Avukatlık Kanunu’nun 3. maddesi mesleğe kabulün genel şartlarını düzenlerken 4. maddesi de istisnai hallerde bulunanları ve bu kişilerin mesleğe kabulüne ilişkin düzenleme yapmaktadır. Avukatlığa kabul şartlarının istisnalarına ilişkin Avukatlık Kanunu’nun 4. maddesinin 1 ve 3. fıkraları şu şekildedir:

Devamını oku →

Yazdır Yazdır

Yargının üvey evladı avukatlar

Avukatlar Günü…

Bir avukatlar günü daha geçti. Öğretmenler gününde öğretmenlerin gönlünün alındığı kadar bile, yalandan da olsa gönlümüz alınmadı. Çünkü avukatlar bu toplumun sadece ihtiyaç duyulduğunda akıllara gelen evlatlarıydı. Kimileri ilk kez duyduğu için “Avukatlar günü de mi varmış?” dedi. Kimi avukatlar ilk defa avukatlar günü balosuna katıldılar. Sosyal paylaşım sitelerinde avukatlar gününü birer cümleyle kutlandı…

Türkiye’de Avukatlar Günü’nün 132 yıldır kutlandığı söyleniyor. Kimilerine göre de 52 yıldır. Peki, “avukatlar günü neden var?” ve “neden 5 nisan günü kutlanıyor?” Avukatlar Günü ‘nün 5 Nisan tarihi olarak kutlanmasında, İstanbul Barosu’nun ilk Genel Kurulunun  5 Nisan 1878′ de yapılmış olmasının etkili olduğunu ileri süren görüşler vardır. Baro Başkanları, 5 Nisan 1958 de  ilk kez İzmir’de  toplanarak, bu tarihin avukatlar günü olarak kutlanmasına karar vermişlerdir. Ancak bu tarihin 70 yıl önce aynı gün yapılan İstanbul Barosu Genel Kurulunun tarihi ile bir ilgisi olup olmadığına dair bir açıklık yoktur. Bu nedenle Avukatlar gününün, İstanbul Barosunun ilk genel kurulundan beri 132 yıldır kutlandığı söylemini, mesleğimize olmayan bir tarihi süreç kazandırma çabası olarak görüyorum. 5 Nisan 1958 yılında yapılan, Baro Başkanları İzmir toplantısına ilişkin toplantı Tutanakları, 7 Nisan 1958 Pazartesi tarihli, Demokrat İzmir Gazetesinde yayınlanmıştır. 5 Nisan’ın Avukatlar Günü olarak kabul edilmesine ilişkin  tarihi kararlar şu şekildedir:

Devamını oku →

Yazdır Yazdır

Hukukçu sayısının mesleki kaliteye etkisi

Sayısının fazla olduğuna inandığımız hukuk fakülteleri sayesinde ülkemizdeki hukukçu sayısı 10 yıl öncesine göre neredeyse ikiye katlanmış durumda. Bu durum sadece hukukçular için değil, eczacılar, veterinerler, diş hekimleri için de geçerli. Bizim gibi bu meslek mensupları ve onların birlikleri de fakülte ve mezun sayısındaki artışın hizmet fiyatlarını maliyet fiyatlarının  altına çektiği, buna rağmen sunulan hizmete yeterince talebin olmadığından şikayetçiler. Aksi görüş sahibi akademisyenler, itirazların neredeyse tamamının aynı olmasını ve bu itirazların dillendirilmesinin hiçbir şeyi değiştirmemesini doğruluk payının da olmadığı şeklinde yorumluyorlar. Evet, ama ileri sürülen itirazlar müktedir olanlarca dikkate alınmıyor ve yine itiraz sahiplerinin durumu değiştirecek güçlerinin olmaması onları haksız kılmıyor! Olaya çok yukarılardan baktığını iddia edenler içinde yaşamadıkları ve hiçbir zaman hissedemeyecekleri piyasanın durumu nedeniyle yükselen feryatları, küçük piyasa hesapları ve pasta paylaşımı kavgası olarak nitelemekteler. Ama  “rekabet etsinler, çalışsınlar, kendilerini yetiştirsinler” diye ahkam kestikleri mesleği icra etmeye yürekleri hiçbir zaman yetmez.

Devamını oku →